SON DAKİKA
--:--:--
Yazarlar

Bir Yol Biterken Yenisi Başlar

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
selda ozturk 1
Selda ÖZTÜRK

‘Şans’ şu sıralar en çok kullandığım kelime galiba… Daha çok ‘yokluğundan’ şikayetçi olurdum, başıma gelen son olayla bir kez daha karalar bağladım… Ta ki ‘şans’ın bazen insanlara o an için tüm gerekenleri verdiğini ancak onlarla kendilerini daha ne kadar mutsuz edebileceklerini gördüklerinde onun bir ‘şans’ olmadığını fark ettiklerini görene dek. Biraz karışık ve yoğun bir cümle oldu. Anlatmak istediklerimi bir ‘kıssadan hisse’ öyküsüyle özetleyeyim dedim… Sıkılmazsanız bir okuyun, sonra anlatırım payıma düşen hikayeyi size;

Köyün birinde bilge bir adam yaşarmış. Çok fakirmiş ama görenlerin kıskandığı şaheser bir atı varmış. Ülkenin kralı bile bu at için servet önermiş de bilge adam atını satmaya yanaşmamış. ‘İnsan dostuna paha biçebilir mi?’ demiş… Bir gün bilge adamın atı ortadan kaybolmuş. Köylü ‘geçmiş olsun’a gelmiş ve ‘Seni ihtiyar bunak, atı satsaydın beyler gibi yaşardın. Şimdi ne atın var ne de paran’ diye eleştirmiş bilge adamı. O sadece ‘karar vermek için acele etmeyelim’ demekle yetinmiş. ‘Bu bir talihsizlik mi yoksa tam tersi mi?’ diye de eklemiş. Köylüler ‘sen iflah olmazsın’ diye diye evlerinin yolunu tutmuş.

Gel zaman git zaman at bilge adamın evine dönmüş. Yanında da 12 vahşi ama cins at! Köylüler bu manzarayı görünce “Sen haklı çıktın. Başına devlet kuşu kondu. Artık bir at sürün var” demiş. Yaşlı adam “Karar vermek için yine acele ediyorsunuz” diyerek bir kez daha şaşırtmış onları.

Bir hafta geçmiş, geçmemiş. Vahşi atları terbiye etmeye çalışan bilge adamın oğlu, attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimine destek olan genç adam, uzun süre yatalak kalacağından, bu bilge adam için aslında ‘felaket’ gibi bir şeymiş! Köylüler geçmiş olsuna gelirken boyunlarını büküp bir kez daha özür dilemiş bilge adamdan. “Bir kez daha haklı çıktın. Meğer, 12 vahşi atın sana gelmesi şans değil, kadersizlikmiş!”

İhtiyar adam başını sallamış “Orasını bilemeyiz” demiş bir kez daha… Aradan çok geçmemiş, krallık savaşa girmiş. Eli silah tutan tüm gençler orduya çağrılmış. Kralın emri, demiri keser elbet! Fakat bizim bilge adamın oğlu yatağa mahkum olduğundan, savaşa da gidememiş. Köyde bir matem… Çünkü o savaşın kazanılmasına imkan yok.

Bilge adamın oğlunun attan düşüp yatağa mahkum olması talihsizlik değil, şansmış meğer. Köylüler böyle söylemiş ihtiyara. “Bilemezsiniz” demiş bir kez daha. “Acele karar vermeyin.”

Bu kıssadan nasıl bir hisse düşüyor payımıza derseniz, “Hayatın küçücük bir dilimine bakıp tamamı hakkında hüküm vermekten kaçının. Bir yol biterken, yenisi başlar. Bir kapı kapandıysa, bir başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız, daha yüksek bir hedef belirir.” derim… Ve başımıza gelen her kötü olaydan ‘şer’ beklememek gerektiğini söylerim… Her güzelliğin de bir bedelinin olabileceğini…

Bu ruh haline girişim kesinlikle tesadüf değildir! 2018 yılını yaklaşık iki aydır mahkum olduğum yatakta uğurluyorum ne yazık ki… Talihsiz bir kaza geldi başıma. Pek severim hareketli yaşamayı. Bir “dur” geldi bana… Görüntüde tamamen ‘sakarlığımın’ bir eseri bu başıma gelenler ve fakat biraz da ‘talih’ var işin içinde bana kalırsa… Ne kadar keyfim kaçsa, moralim diplerde olsa da “Vardır bunun da mantıklı bir sebebi” diye teselli bulduğum doğrudur.

Hayatın dengesi, iyi ve kötünün iç içe olduğunu bilmek ve her iyi olayın beraberinde kötü olaylara da sebep olabileceğini, her kötü olayın devamında iyi olaylara sebep olabileceğini kabul etmektir aslında.

Eskiler buna ‘her işte bir hayır vardır’ dermiş. Şimdilerde başımıza kötü bir olay geldiğinde, karalar bağlayıp ‘neydi benim günahım’ diye soruyoruz ya kendimize… Halbuki gerçekte neyin bizim için ‘şans’ neyin ‘şanssızlık’ olduğunu ancak gelecek günler gösterecek, bilmemiz gerek… Bu bakış açısını kazanmak için bir dizi felaket atlatmak gerekiyorsa, bu da hayatın ‘cilve’sidir zannımca…

Yılın son köşe yazısında söyleyecek pek çok sözüm birikmiş olsa gerek, konudan konuya atlıyorum farkındayım… Ama içimde kalacağına, gündeminizde kalsın! Şu son bir aydır, sağlık sebeplerinden dolayı evde çalışmak durumunda olduğumdan, önümde bilgisayar, yanımda telefon, karşımda da televizyon var doğal olarak… Ve ben yurdumun gündemini pek yakından takip edip, kitle psikolojisinin ‘oyun kurucusu’ televizyon kültürüne pek yakından vakıf oldum bu süre zarfında. Hemen kısa kısa özet geçeyim. Arkadaşlar, bu millet iflah olmaz bir yola girmiş benden söylemesi! Öyle bir kültür dayatılıyor ki insanlara, şeklimizin şemalimizin, gençliğimizin, geleceğimizin değişmesi bundanmış, çözdüm ben nihayet!

Bu ülkede kadın ve çocuk istismarı gündemin ilk sıralarında çünkü televizyon dizileriyle ‘şiddet’ yüceltiliyor. Kadınlar pısırık, kadınlar ezik, kadınlar evde, kadınlar biçare! Kadınlar ‘para’ ile satın alınıyor…. Erkek egemen toplumun tüm dayatmaları, yaşam biçimi olarak zerk ediliyor toplumumuza. Zehirleniyoruz orası kesin! Nekahat dönemim bitince ‘ekran’sız günlerime döneceğim. Velhasıl size de aynısını salık veririm! Özellikle çocuklarınızı televizyondan uzak tutunuz!

Koskoca bir yıl daha derlenip toplanıp çıkıyor hayatımızdan. Hangi ruh halinde, ne vaziyette olursam olayım her şekilde coşku verir bana yeni yıl. Payınıza irili ufaklı mucizelerin düştüğü, sevgiden, aşktan, mutluluktan, keyiften başınızın döndüğü, sevdiğiniz sevildiğiniz, umutlu ve mutlu bir yıl olsun hepinize…

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
CHP’de Ahmet Aras İçin Çember Daralıyor mu?

CHP’de Ahmet Aras İçin Çember Daralıyor mu?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içinde sular durulmuyor. CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) kararıyla İstanbul ve Antalya’daki 5 belediye başkanının “başka bir partiye çalışmak” gerekçesiyle kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilmesi,...

Selda ÖZTÜRK

Çimento Tozunda Kaybolan Gerçekler: Bilirkişiye Sus, Gazeteciye Vur!

Çimento Tozunda Kaybolan Gerçekler: Bilirkişiye Sus Bodrum'dan, Muğla'nın geneline yayılan; rant, talan ve yargı gölgesinde sahnelenen bir "hedef saptırma" operasyonunu ibretle izliyoruz. Olayın öznesinde...

Akbelen’de Kamu Yararı, Kimin Yararına İşleyecek?

Akbelen’de Kamu Yararı, Kimin Yararına İşleyecek?

Akbelen'de 679 parsel için yürüyen dava, yalnızca bir kamulaştırma dosyası değildir. Bu dava; devletin "kamu" derken kimi gördüğünün, enerji üretiminin...

Selda ÖZTÜRK

Hem “Organik” İsteyip Hem Tezek Kokusuna Burun Kıvıranlara…

Yaz bitti… O kavurucu sıcaklar kırıldı, eylülün o şahane efil efil rüzgârları esmeye başladı. Ama duyuyorum ki belediyelerin çağrı merkezlerindeki o bitmek bilmeyen “şikâyet” telefonları bir türlü susmamış! Hatta yaz...

Selda ÖZTÜRK

Bodrum’un Sokak Canları ve Vicdan Sınavımız!

Bodrum'un Sokak Canları ve Vicdan Sınavımız! - Bodrum Haberi İnanabiliyor musunuz gerçekten?

Selda ÖZTÜRK

BİTEZ’DE MESELE BAŞKA! MUÇEV’İN YENİ ADIYLA MASAYA OTURMAK KİME YARAR?

Anayasamızın 43. maddesi çok açık: “Kıyılar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır… Yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.” Fakat gelin görün ki, son yıllarda bu ülkede kamu yararı kavramı, kılıfına uydurulmuş bir...

Yazarlarımız
Bodrum’dan Tarafsız Haber
Bodrum Haberi

Bodrum’un güncel yerel haberleri, son dakika gelişmeleri, siyaset, turizm, etkinlikler ve mahalle mahalle gündem haberleri Bodrum Haberi'nde.

© 2026 BodrumHaberi.com. Tüm hakları saklıdır. Sitede yer alan tüm haber, yazı, görsel ve içeriklerin telif hakları BodrumHaberi.com ve yazarlarına aittir. Kaynak gösterilmeden ve izin alınmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve yayımlanamaz.