Anayasamızın 43. maddesi çok açık: “Kıyılar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır… Yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.”
Fakat gelin görün ki, son yıllarda bu ülkede kamu yararı kavramı, kılıfına uydurulmuş bir “şirketleşme” masalının altında eziliyor. Doğamıza, kadınımıza, çocuğumuza yönelen o hoyrat ve rantçı zihniyet, şimdi de kıyılarımızı birer “işletmeye” dönüştürmenin peşinde.
Bodrum’dan, Bitez’den yansıyan o tuhaf “protokol” haberi tam da bu yüzden uykularımızı kaçırıyor.
Bodrum Belediyesi, Bitez sahilinin işletmesi için Kıyı Yönetim ve Çevre Koruma A.Ş. ile masaya oturup protokol imzaladı. Kamuoyuna da bu durum “Müjde! Kaçak işgalleri bitiriyoruz, sahili düzenliyoruz” diye sunuldu.
Durun bir saniye… Kim bu Kıyı Yönetim A.Ş.? Hepimizin yakından tanıdığı, yıllardır kıyılarımıza kâbus gibi çöken, arkasına Çevre Bakanlığı ve Valilik vakıflarını alarak özel şirket gibi hareket eden o meşhur MUÇEV’in ta kendisi! Tabelayı değiştirmişler, ambalajı yenilemişler ama tezgâh aynı tezgâh.
Şimdi Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’ye sormak hakkımızdır: Daha 2025 yılının Mayıs ayında, Bodrumlu yurttaşların ve yürekli avukatların 11 yıl süren mücadelesiyle Bitez’den söküp attığınız, ihalelerini mahkeme kararıyla iptal ettirdiğiniz bu yapıyı, bugün hangi akla hizmet protokol masasında “iş ortağı” yapıyorsunuz? Dün kapıdan kovduğunuz, yargı kararıyla halka iade edilen bir kıyıyı, bugün kendi ellerinizle aynı zihniyete teslim etmek hangi yerel yönetim anlayışına sığıyor?
OSMANAĞA KOYU BİZE NE ANLATIYOR?
İşte tam bu noktada, meselenin ne kadar tehlikeli boyutlara ulaşabileceğini görmek için Göcek’teki Osmanağa Koyu’na bakmamız gerekiyor. Osmanağa gerçeği, Bitez’e kurulan tuzağın adeta röntgenidir.
Osmanağa Koyu da tıpkı Karacasöğüt gibi Özel Çevre Koruma Bölgesi’ydi, doğal sit alanıydı. Orayı da bu şirket kiraladı. İş makineleri koya girdiğinde, halk isyan ettiğinde ne dediler biliyor musunuz? “Buraya günübirlik tesis yapıyoruz, halk ücretsiz girecek, şemsiye bedava olacak.” Çeşme’de, Fethiye’de yaptıkları makyajın aynısı!
Oysa mesele asla bir şezlong kavgası değildi. Asıl can alıcı husus şuydu: Tartışmayı “ücretsiz giriş” üzerinden yönlendirip, halkın gazını alarak o doğa harikası alanları birer “işletme” haline getirmek!
Türkiye’de “günübirlik tesis” kavramının ne anlama geldiğini sağır sultan bile biliyor. Bugün masumane bir şekilde “günübirlik tesis” derler, küçük dokunuşlar yaparlar, seyyar tuvalet koyarlar; yarın orası geri dönüşü olmayan bir betonlaşmaya, kalıcı bir yapılaşmaya kurban gider. Dertleri halka bedava deniz sunmak değil, korunması gereken sit alanlarının anayasal zırhını delmektir.
Bitez’de oynanan oyun da bundan bağımsız değildir. Karacasöğüt’te 1. Derece Doğal Sit Alanına yat limanı kondurmak için ÇED raporlarını arkadan dolanan bu anlayış, Bitez’in doğal dokusunu mu koruyacak?
KENT KONSEYİ NEDEN SUSKUN?
Peki Bodrum’un dinamikleri nerede?
Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği (BODTÜM) son derece haklı bir duruşla “MUÇEV’i de, Kıyı A.Ş.’yi de tanımıyoruz!” derken, Bodrum Kent Konseyi’nden, Başkan Osman Köseoğlu ve ekibinden tek bir kelime duyamıyoruz. Seçim meydanlarında vadedilen o “katılımcılık, şeffaflık ve ortak akıl” ilk virajda Bitez sularına mı gömüldü? Seçimi kıl payı kaybeden Murat Özyaba, TMMOB ve meslek odaları… Sizler neden sessizsiniz?
Kimse kusura bakmasın; Kent Konseyleri, belediyelerin aldığı kararları sessizce onaylayan tasdik makamları, “arka bahçeler” değildir. Olmamalıdır.
Bizler, “Acaba belediye çaresizlikten mi bu masaya oturdu?” diyerek niyet okumak veya körü körüne saldırmak derdinde değiliz. Ancak yerel yönetimler, Ankara’nın dayatmalarına “ehvenişer” diyerek boyun eğme yeri değil; hukuku, mahkeme kararlarını ve halkın müşterek hakkını aslanlar gibi savunma makamıdır.
Başta Bodrum Belediyesi ve Kent Konseyi olmak üzere tüm kurumlara açık çağrımızdır: Bitez’de imzalanan o protokolün tüm detaylarını derhal ve şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklayın.
Doğaya, hayvana, kadına, çocuğa ve bu memleketin her bir karışına duyduğumuz o derin sevda ve Cumhuriyetten aldığımız sorumluluk bilinciyle ilan ediyoruz:
Bu süreci son derece temkinli, son derece dikkatli bir şekilde adım adım izliyoruz. Gözümüz üzerinizde. Biliyoruz ki o kıyılar rantiyenin, vakıfların, şirketlerin değil; börtünün, böceğin ve halkındır!
Bodrum ve Muğla’dan son dakika haberleri, yerel gündem, siyaset, ekonomi, turizm ve yaşam içeriklerini tarafsız ve güncel şekilde sunan haber sitesidir.
Yorum Yap