Bir boğulma hissi bu… Sadece boğazımızı sıkan görünmez bir el değil; aklımızı, vicdanımızı, yarına dair umutlarımızı mengene gibi sıkan koca bir karanlık… “Artık yeter, nefes alamıyoruz!” diyen o çığlık, sadece biz gazetecilerin değil, ekran başında, gazete sayfalarında kendi gerçeğini, kendi hakkını arayan milyonların ortak feryadı aslında.
Biliyorsunuz, Türkiye’de gerçekleri yazmanın, güce karşı “Kral çıplak” demenin bedeli hiç bu kadar ağır olmamıştı. 180 ülke arasında 163. sıraya demir atmış bir ülkeden, bir “basın özgürlüğü” sorunundan ziyade, ağır bir “demokrasi enkazından” bahsediyoruz. TELE 1’e kayyım atanmasının üzerinden tam bir yıl geçti. Halk TV’ye uzanan eller, tek tuşla karartılan haber siteleri, sabaha karşı evleri basılıp ayaklarına elektronik kelepçe takılan, zindanlara atılan meslektaşlarımız… Tüm bunların, sadece bir avuç inatçı gazeteciyi susturmak için yapıldığını mı sanıyorsunuz?
Hayır. Asıl hedef sizsiniz.
Gazetecinin sustuğu yerde, sadece ekranlar kararmaz, sadece matbaa makineleri durmaz. Gazetecinin sustuğu yerde; kadın cinayetlerinin, çocuk istismarlarının üzeri kutsal aile kılıflarıyla örtülür. Şiddet gören kadının çığlığı, karakol duvarlarını aşıp size ulaşamaz. Gazetecinin sustuğu yerde; Kazdağları’nın, Akbelen’in, o güzelim ormanlarımızın, derelerimizin ranta kurban gidişi size bir “kalkınma masalı” olarak yutturulur. Sokaktaki can dostlarımız, o masum hayvanlar sessiz sedasız, yasal kılıflarla katledilir ve kimsenin ruhu duymaz.
Çünkü sansür, sadece haberi değil, toplumun vicdanını hapseder. Demokrasiyi, sadece sandıktan ibaret bir gölge oyununa çevirir. İktidar sahipleri hesap vermekten kurtulurken, çalınan geleceğin bedelini hep o sessizleştirilmiş yığınlar öder.
İşte tam da bu yüzden, boynumuza dolanan o karanlık kementten kurtulmak, memleket olarak yeniden rahat bir nefes alabilmek için basın meslek örgütleri tarihi bir adım atıyor. Gazeteciler, 24 Ekim Cumartesi günü, saat 14.00’te; Ankara’dan İzmir’e, Diyarbakır’dan İstanbul’a, Kocaeli’den Adana’ya kadar ülkenin dört bir yanında eş zamanlı olarak meydanlarda olacak.
“Sansüre hayır, habere özgürlük” demek için… Kalemimizi kırmak, ekranlarımızı karartmak isteyenlere inat, “Basın hürdür, sansür edilemez” şiarını yeniden omuzlamak için…
Biz susarsak karanlık çöker, biliyoruz.
Biz yazamazsak, siz öğrenemezsiniz.
Biz o zor soruları sormazsak, o muktedirler bu millete asla hesap vermez.
Biz; Cumhuriyet’in devrimlerine, doğaya, kadına, hayvana, emeğe ve insana sevdalı kalemler olarak o gün sesimizi yükselteceğiz.
Haklıyız, çünkü gerçeğin boyun eğmez gücüne inanıyoruz.
Unutmayın; bizim özgürce alabildiğimiz her nefes, sizin özgürlüğünüzdür. Haberin hapsedildiği yerde, toplum volta atar. Cumartesi günü saat 14.00’te, o karanlık perdeyi yırtmak için… Meydanlardayız!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içinde sular durulmuyor. CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) kararıyla İstanbul ve Antalya’daki 5 belediye başkanının “başka bir partiye çalışmak” gerekçesiyle kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilmesi,...

Çimento Tozunda Kaybolan Gerçekler: Bilirkişiye Sus Bodrum'dan, Muğla'nın geneline yayılan; rant, talan ve yargı gölgesinde sahnelenen bir "hedef saptırma" operasyonunu ibretle izliyoruz. Olayın öznesinde...

Akbelen'de 679 parsel için yürüyen dava, yalnızca bir kamulaştırma dosyası değildir. Bu dava; devletin "kamu" derken kimi gördüğünün, enerji üretiminin...

Yaz bitti… O kavurucu sıcaklar kırıldı, eylülün o şahane efil efil rüzgârları esmeye başladı. Ama duyuyorum ki belediyelerin çağrı merkezlerindeki o bitmek bilmeyen “şikâyet” telefonları bir türlü susmamış! Hatta yaz...

Bodrum'un Sokak Canları ve Vicdan Sınavımız! - Bodrum Haberi İnanabiliyor musunuz gerçekten?

Anayasamızın 43. maddesi çok açık: “Kıyılar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır… Yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.” Fakat gelin görün ki, son yıllarda bu ülkede kamu yararı kavramı, kılıfına uydurulmuş bir...
Bodrum’un güncel yerel haberleri, son dakika gelişmeleri, siyaset, turizm, etkinlikler ve mahalle mahalle gündem haberleri Bodrum Haberi'nde.
Yorum Yap