Bodrum Otelciler Derneği, sürdürülebilir turizm denetimlerinde ticaret odası kaydının yeterli görüldüğü yönündeki uygulamalara itiraz ederek Bakanlık ve TGA’ya çağrı yaptı. Dernek; otelcilerin ortak projelere katılımının ölçülmesini, sektör örgütlerinin denetimlerde dinlenmesini ve karar süreçlerine alınmasını istiyor. Çağrı, sürdürülebilirliğin belge kontrolünün ötesinde nasıl uygulanacağı sorusunu da gündeme getiriyor.
Bodrum Otelciler Derneği-BODER, sürdürülebilir turizm denetimlerinde ticaret odası kaydının yeterli görüldüğü yönündeki uygulamalara itiraz ederek Bakanlık ve TGA’ya çağrı yaptı. Dernek; otelcilerin ortak projelere katılımının ölçülmesini, sektör örgütlerinin denetimlerde dinlenmesini ve karar süreçlerine alınmasını istiyor. Çağrı, sürdürülebilirliğin belge kontrolünün ötesinde nasıl uygulanacağı sorusunu da gündeme getiriyor.
Editör: Selda Öztürk
Bodrum Otelciler Derneği (BODER), Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı kapsamında otelciler derneklerinin rolünün açıkça tanımlanmasını istedi. BODER Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Dengiz imzalı açıklamada, bazı denetim kuruluşlarının otellere ticaret odasına kayıtlı olmalarının yeterli olduğu yönünde danışmanlık verdiği belirtildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansına (TGA) seslenen dernek, sektör örgütleriyle kurulan ilişkinin ve destinasyon çalışmalarına aktif katılımın değerlendirmelerde görünür olmasını talep etti.
Açıklamanın merkezinde şu itiraz yer aldı:
“Ticaret odasına kayıtlı olmak ile otelciler derneği çatısı altında destinasyon için sorumluluk almak aynı şey değildir.”
BODER, programın su ve enerji verimliliği, atıkların azaltılması ve doğal yaşamın korunmasına ilişkin kriterlerini desteklediğini vurguladı. İtirazını ise bu hedeflerin uygulanmasında otelciler derneklerine verilen rol üzerinden kurdu.
Açıklamada, programın “A10 – Destinasyonun Katılımı” maddesine işaret edilerek işletmelerin bulundukları bölgedeki sürdürülebilir turizm planlaması ve yönetimine katılmasının önemi hatırlatıldı.
Dernek, yaptığı görüşmelerde bazı denetim kuruluşlarının otellere, “Otelciler derneğine üye olmanız gerekmiyor, ticaret odasına kayıtlı olmanız yeterlidir” yönünde danışmanlık verdiğini tespit ettiğini bildirdi.
Bu tespit BODER’in açıklamasına dayanıyor. Metinde kuruluşların isimleri ve somut denetim dosyaları paylaşılmadığından uygulamanın yaygınlığı hakkında kesin bir değerlendirme yapılamıyor. Ancak derneğin gündeme getirdiği soru açık: Bir işletmenin kurumsal kaydı, bulunduğu bölgenin ortak sorunlarının çözümüne katıldığını göstermeye yeter mi?
BODER, deprem ve yangınlarda yürüttüğü dayanışma çalışmalarını, su sıkıntısında çözüm arayışlarını ve turizmin kriz dönemlerinde üstlendiği sorumlulukları hatırlattı. Derneklerin yalnızca sektörün iyi günlerinde değil, zor zamanlarında da sahada bulunduğunu vurguladı.
Açıklamanın bu bölümü, otelciliğin tek bir tesisin yönetiminden daha geniş bir alana yayılan sorunlarını görünür kılıyor.
Bir otel kendi bünyesinde su tasarrufu sağlayabilir. Ancak bölgesindeki su arzı sorununu tek başına çözemez. Çalışanlarını afetlere hazırlayabilir; buna karşılık büyük bir yangında etkili müdahale, kurumlar arasında koordinasyon gerektirir. Hizmet kalitesini yükseltebilir; fakat destinasyonun itibarını etkileyen bir kriz karşısında ortak iletişime ihtiyaç duyabilir.
Otelciler açısından güçlük de burada ortaya çıkıyor: İşletmelerin kendi sınırları içinde aldığı önlemler, bölgesel sorunlarla mücadelede her zaman yeterli olmuyor. Derneklerin ortak hareket etme kapasitesi bu nedenle önem kazanıyor.
Açıklamada gözden kaçırılmaması gereken bir ayrıntı var: BODER, dernek üyeliğinin tek başına yeterli sayılmasını da istemiyor.
Sertifika alan veya başvuran işletmelerin, bölgelerinde faal bir otelciler derneği bulunması hâlinde, üyelik ya da düzenli ve belgelenebilir katılım bilgilerinin istenmesini öneriyor. Toplantılara, eğitimlere, çevre çalışmalarına, ortak projelere ve kriz yönetimi faaliyetlerine katılımın değerlendirilmesini talep ediyor.
Bu yaklaşım, çağrının yalnızca derneklere yeni üye kazandırma talebi olarak okunamayacağını gösteriyor. Önerilen modelde, işletmenin hangi kuruma kayıtlı olduğunun yanında ne yaptığı da önem taşıyor.
BODER’in hedeflediği değişim, sürdürülebilirlik değerlendirmesinde dosyadaki belgenin yanına sahadaki faaliyetin konulması.
BODER’in talepleri üç başlıkta yoğunlaşıyor: Uygulamanın netleştirilmesi, katılımın ölçülmesi ve derneklerin karar süreçlerinde tanınması.
Dernek; A10 kriterinin uygulama rehberinin güncellenmesini, ticaret odası kaydı ile sektör derneği üyeliği ve aktif katılım arasındaki farkın yazılı biçimde açıklanmasını istiyor. Denetim kuruluşlarının farklı yorumlarını gidermek için ülke genelinde bağlayıcı bir uygulama genelgesi yayımlanmasını talep ediyor.
Toplantı katılımı, ortak proje sayısı, eğitim ve gönüllü katkı gibi göstergeler için standart değerlendirme sistemi öneriliyor. Denetimlerde işletmelerin sunduğu belgelerin yanı sıra otelciler dernekleri ve diğer yerel paydaşların görüşlerinin alınması isteniyor.
Yanlış veya eksik uygulamalar için şeffaf bir itiraz mekanizması kurulması, düzenli koordinasyon toplantıları yapılması ve derneklerin politika ile mevzuat çalışmalarına katılması da talepler arasında bulunuyor.
Taleplerin kabul edilmesi, öncelikle işletmeler açısından uygulamanın daha öngörülebilir hâle gelmesini sağlayabilir. Hangi faaliyetin katılım sayıldığı ve nasıl belgeleneceği açıkça tanımlanırsa, denetimlerdeki yorum farklılıklarından kaynaklanabilecek belirsizlik azalabilir.
Ortak projelere ve eğitimlere yapılan katkının değerlendirmeye alınması, bu çalışmalara zaman ve kaynak ayıran işletmelerin çabasını görünür kılabilir. Katılımın somut karşılık bulması, diğer işletmelerin de bölgesel çalışmalara yönelmesini teşvik edebilir.
Derneklerin düzenli olarak dinlenmesi ise su, afet hazırlığı, çevre ve tanıtım gibi başlıklarda sahadan gelen bilgilerin karar süreçlerine daha sistemli aktarılmasını sağlayabilir.
Bunlar henüz elde edilmiş kazanımlar değil; önerilerin kapsamına ve nasıl uygulanacağına bağlı olası sonuçlar. Açıklamadaki talepler, işletmelere doğrudan mali destek veya otomatik sertifika avantajı sağlanacağı anlamına gelmiyor.
Önerilen sistemin başarısı, katılımın nasıl ölçüleceğine bağlı olacak.
Küçük bir pansiyonla büyük bir otelin toplantılara, eğitimlere ve projelere ayırabileceği zaman ve bütçe aynı değil. Bu nedenle göstergelerin işletme ölçeğini gözetmesi, anlamlı katkıyı değerlendirmesi ve gereksiz belge yükü oluşturmaması önem taşıyor.
Derneklerin denetimlerde görüş vermesi hâlinde de değerlendirmelerin açık ölçütlere dayanması gerekiyor. Üye olmayan fakat ortak çalışmalara katkı sunan işletmelerin durumunun nasıl ele alınacağı ve itirazların nasıl inceleneceği baştan belirlenmeli.
Aksi hâlde sahadaki katılımı güçlendirmek için önerilen düzenleme, yeni bir dosya hazırlama yükümlülüğüne dönüşebilir.
BODER açıklamasında, talep ettiği adımların otelciler derneklerine ayrıcalık tanınması anlamına gelmediğini savundu. Dernek, sektörün örgütlü temsilcilerinin sürdürülebilirlik sisteminin dışında bırakılmamasını istedi.
“Gerçek sürdürülebilirlik; aynı kenti paylaşan otellerin, çalışanların, yerel halkın, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının aynı masa etrafında buluşmasıyla mümkündür” ifadesini kullandı.
Çağrının işaret ettiği temel mesele de burada düğümleniyor: Sürdürülebilir turizmin başarısı, tesislerin hangi belgelere sahip olduğuyla birlikte, bulundukları kentin geleceğine nasıl katkı sundukları üzerinden değerlendirilecek mi?
Bodrum ve Muğla’dan son dakika haberleri, yerel gündem, siyaset, ekonomi, turizm ve yaşam içeriklerini tarafsız ve güncel şekilde sunan haber sitesidir.
Yorum Yap