Yazarlar

Yaşam Hakkı ve İnsanoğlu

Oldukça bilinen bir Hint hikayesi vardır; Bir gün “renklerin ustası” olarak anılan Ranga Guru isimli ressama Raciçi adlı eğitimini tamamlamış bir ressam, yaptığı son resmi götürür ve değerlendirme talep eder…

Yaşam Hakkı ve İnsanoğlu
Çiğdem Erko Torba barınağı
Çiğdem Erko

Oldukça bilinen bir Hint hikayesi vardır;

Bir gün “renklerin ustası” olarak anılan Ranga Guru isimli ressama Raciçi adlı eğitimini tamamlamış bir ressam, yaptığı son resmi götürür ve değerlendirme talep eder. Usta, tabloyu şehrin merkezine asmasını ve bir kalem koyarak beğenmedikleri noktalara çarpı atmalarını yazmasını söyler.

Bu öğüde uyan Raciçi birkaç gün sonra tablosunun yanına vardığında, yaptığı resmin tamamının kırmızı çarpılarla dolu olduğunu görerek, üzüntü ile ustaya gider ve durumu aktarır. Ranga Guru, resmi yeniden yaparak aynı meydana asmasını, bu kez her renkte boya ve fırçalar koyarak beğenmedikleri yerleri düzeltmelerini rica eden bir yazı koymasını söyler. Bunu da yerine getiren Raciçi birkaç gün sonra meydana gittiğinde, hayretle resmine hiç dokunulmadığını görür.

Kıssadan hisse; İnsanlara fırsat verildiğinde son derece  acımasız eleştiriler yapabilirler, hataların düzeltilmesi talep edildiğinde ise bilmedikleri bir konuda düzeltme yapma cesaretini gösteremezler.

Yapıcı olmak ve bu doğrultuda eleştiriler ortaya koyabilmek eğitim gerektirir. Ayrıca yapılan resmin, yemeğin, herhangi bir hizmetin, kısacası her türlü üretim ve emeğin değerini bilmeyenlerden emeğin karşılığını beklemek hayaldir.

Neden bu kadar acımasız bir toplum olduk diye düşünürken bu hikayeyi anımsadım. Neden acımasız toplum olma düşüncesini gündemime taşıdım derseniz, bir barınak ziyareti sonrasında oldu…

Torba barınağından söz etmek istedim bu gün, çok sıklıkla gidemiyorum, çünkü her seferinde kalbimi-ruhumu günlerce orada bırakıyorum… Gidilecekse ve yüreğiniz acısa da dirençliyseniz, sıklıkla gidin, tanısınlar sizi, okşayın tel örgülerin ardından o güzel kafaları, yalatın ellerinizi minik aralıklar ne kadar elverirse. Ama beslenme ve temizlik periyodlarına dikkat edin lütfen, insana alışkın olanlar, terk edilenler adeta deliriyorlar insan görünce, birbirlerini kıskanıyorlar verilen sevgiyi görünce, o coşkuyla birbirlerine zarar vermemeleri için mutlaka barınak görevlisi eşliğinde ve 14.00-16.00 saat aralığında yapın ziyaretlerinizi.

Orada doğmuş, yaşadıkları alan dışına hiç çıkmamış, görevlilerin ilgi ve bakımı haricinde insanla bağ kuramamış canlar vardı bir bölümde ve biz oradan bir kız çocuğunu alıp döndük. Yeni yuvasında şimdi, bakımdan geçti, annesinin yatağında ve hala kıpırdamadı, tuvalet ihtiyacı için bile yürümek istemedi, ara sıra o güzel gözleriyle başını kaldırıyor, uysalca yatıyor, sadece yatıyor. Hiç bilmediği bir dünya ile tanıştı ve korkuyor, sevgi ile, süresi kestirilemeyen bir zaman dilimi içinde bir bağ kuracak günü bekliyoruz heyecanla.

Tedavisi süren canlar ayrı, anne olmuş, emziren canlar bebeleriyle ayrı, yasaklı cinsler, yaşlılar, ağır travma geçiren ve saldırgan olabilecekler ayrı ortamlarda yaşıyorlar. Temiz bölmeler, temiz ve bakımlı hayvanlar yüreğimizi ısıttı, toplanan ve el arabalarıyla taşınan dışkılar, onlarca kafesin günde birkaç kez yıkanması, kavgaya mahal bırakmadan besleme yapılması, sessiz ve edilgen olanların aç kalmaması için özel çaba gösterilmesi… Çok zor, çok saygı duyulası bir emek var burada. Burada görev yapanların mesleki tazminat almaları, özel günlerde ödüllendirilmeleri gerekiyor diye düşünüyorum, gerçekten ağır ve risk taşıyan bir çalışma var buralarda.

Bu ortamı ve emeği görmeden, oturduğumuz yerden eleştirmemeli, empati duygusuyla, mevcut imkanları da göz önüne alarak yapıcı ve çözüm odaklı hizmetler beklemeliyiz. Bu canlar hepimizin, barınaklar bir yaşam alanı değildir ve olmamalıdır da. Kış nüfusu 600.000’leri aşmış bir Bodrum’da,  mahallemizdeki çocuklara sahip çıkmak bu kadar mı zor?

Korku duyanları anlayabiliyorum, ama bir sokak hayvanı insandan yana  şiddet görmemişse asla saldırgan değildir, başını okşamasanız da aç kalmamaları için gücünüz elverdiğince bir katkı koyabilir, çok nadir yaşanan hayvan saldırısında gönüllü çalışan hayvanseverlerden ve Belediyeden destek isteyebilirsiniz ama barınağa gitsinler ve dönmesinler diye düşünenlerin, buna hakları yok, rehabilite edilen tüm canlar, bizler kadar yaşam haklarını doğal ortamlarında sürdürmek üzere yaratıldılar.

Ama, aç gözlü, görgüsüz, para odaklı yaşayan bazı insan müsveddeleri;

Genleriyle oynayarak yarattıkları,

Dövüştürerek dejenere ettikleri ve vahşileştirdikleri,

Karne- doğum günü-mezuniyet vs gibi nedenlerle satın aldıkları ve terk ettikleri,

İşkence, hatta tecavüz ettikleri bu canların vebaliyle cehennem ateşi simgesinde acılar çeksinler, gelinen nokta biz insanın acımasızlığı, gaddarlığı, utanmazlığıdır özetle.

Zor günlerden geçiyoruz, herkes kişisel ekonomisinde büyük kayıplar yaşadı, yaşıyor, buna rağmen gerçek hayvan dostları bütçelerini zorluyor, fedakarca beslemelere katkı koymaya çalışıyor ama biraz da diğerleri olsun bu insani yardımlaşmada. Ayrıca sokakta beslenen pek çok can’a Belediyemiz mama desteğinde de bulunuyor, önümüzdeki süreçte yapılması planlanan tüm yarımadadaki canların kısırlaştırılarak, dijital kimlik edinmelerini sağlayacak proje ile de hızlı ve sağlıksız çoğalmanın önüne geçileceğini de duyurmak isterim bu arada.

Dileğim yaz başında kucaklarında bir hayvanla gelen yazlıkçı tabir edilen vatandaşların kayda alınması, verilen kimlikle terk edilmelerinin önüne geçilmesini sağlama noktasına gelmek.

Diğer dileğim de, eleştirirken, hizmet talep ederken bunları düşünerek, çözüm odaklı ve yapıcı olunması, emeğe saygı duyulması, hayvan besleyen gruplar arasındaki bitmeyen tartışmaların sonlanması, barınak çalışanlarının koşullarını ötelemeden, bilgi sahibi olunmadan acımasız davranılmaması, hatta bu koşulların iyileştirilmesi noktasında destek verilmesi..

Ve mutlaka barınak çalışanlarının yüreklerinin hayvan sevgisinden geçmesi, görevlendirmelerde buna dikkat edilirse mucizeler yaratılabileceğini gördüm..

İnancım şudur ki, sevdiğimiz kadar, ürettiğimiz kadar, katkı sağladığımız kadar, destek verdiğimiz kadar, yaşama ve yaşamın içindeki her türe sahip çıktığımız-yaşam hakkına saygı duyduğumuz kadar varız ve insanız.

 Yoksa bir HİÇ’iz!!

Sevgiyle…

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL