Röportaj

Bodrum’dan Dünyaya: Bostini Sandalet

Nerede o eski sandaletler? Nerede o eski Bodrum ustaları? Şimdi her şey endüstriyel, her şey fabrikasyon! Diyordum ki Mustafa Bostancı ile tanıştım. Yalıkavak’taki “Bostini Sandalet”, ‘öldü, bitti, yok oldu’ diye..

Bodrum’dan Dünyaya: Bostini Sandalet
Selda Öztürk röportajları Bodrum

Nerede o eski sandaletler? Nerede o eski Bodrum ustaları? Şimdi her şey endüstriyel, her şey fabrikasyon! Diyordum ki Mustafa Bostancı ile tanıştım. Yalıkavak’taki “Bostini Sandalet”, ‘öldü, bitti, yok oldu’ diye hayıflandığımız gerçek el yapımı Bodrum sandaletlerini, dünyanın ayağına gönderiyor!

Bodrum sandaleti diye bir olgu var şüphesiz, üstelik oldukça da beğeniliyor. Fakat mağazalarda boy boy sergilenen sandaletlerin kaçı ‘gerçek’ Bodrum sandaleti acaba? El yapımı mı? Gerçek deri ve kösele kullanılarak mı üretiliyor? Ve biz bu ayrımı nasıl yapacağız? Ustaya sorduk, öğrendik. Mevzu derin…

Hayatını, el yapımı sandalet yaparak kazanan Mustafa Bostancı, Yalıkavak’taki atölyesinde gerçek Bodrum sandaleti üretiyor ve dünyanın dört bir yanına gönderiyor. Bodrum’da bu sanatın az kalan temsilcilerinden biri… Yalıkavak’ta, küçük ama ferah, deri kokan atölyesinde bir başına çalışıyor. Sandalet sanatının yok olmaya başladığını üzülerek anlatıyor Mustafa Bostini; “Bizler bu işi ustalardan el alarak yapan son kişileriz. Çırak yetiştiremediğimiz için de bizimle birlikte tarihe gömülecek.” diyor.

Sandalet, ‘havadar, yazlık, pek rahat ayakkabı’ deyip geçemeyeceğiniz derinlikte bir kültür! Kökeni; Antik Mısır ve Roma İmparatorluğu’na dek uzanıyor. Moda dünyası, bu müthiş kültürü milenyumun ilk zamanlarında keşfetti. Haute Coutre defilelerde boy gösteren sandaletlerle birlikte, ana akıma dönüştü. Bu sırada Yunanistan her zamanki gibi bizden hızlı davranarak, sandaletlerini dünya markası yapmayı başardı. Bodrum sandaleti işte tam bu noktada devreye girdi. Sandaleti bir Bodrum markası haline getirenlerden biri hiç kuşkusuz Ali Güven’di. Ustaların ustası, pek çok sanatçı yetiştirse de bu insanlar teknolojiye ve endüstriyel üretime direnemedi. Birer birer tezgahı kapatıp, gitti. Birkaç sanatçı hariç!

İSTANBUL’DAN BODRUM’A

Mustafa Bostancı, İstanbul’da yetişmiş bir sandalet ustası. Baba mesleğine 1963 yılında başlamış. Emekli olup Bodrum’a yerleştikten birkaç yıl sonra, “Bostini” Yalıkavak’ı açıp, mesleğine devam etmeye karar vermiş. Aynı zamanda Türkiye’nin tek sandalet usta eğiticisi olan Mustafa Bey, crocodile, yılan ve manda derisinden ürettiği benzersiz sandalet modellerini, internet üzerinden dünyaya gönderiyor. Biz bu sohbeti yaptığımız dakikalarda, İrlanda’dan bir rahip, giydiği Bostini gladyatör sandaleti ile çektiği bir fotoğrafı Mustafa Bey’in cep telefonuna gönderdi. Bizim de sohbet böyle başladı:

Hangi ülkelere gidiyor Bostini sandaletleri?

ABD, Dubai, Katar ve diğer sıcak iklim ülkelerinden çok yoğun talep alıyorum. İnsanlar için özel üretim yapıyorum, bu da zaman alıyor.

Tek başınıza mı çalışıyorsunuz?

Evet. Son yıllarda, internet üzerinden satış yapmaya başladık. Yeğenim o konuda bana yardımcı oluyor. Şu anda trendyol gibi online alışveriş sitelerinde Bodrum Sandaleti olarak ürünlerimizi beğeniye sunuyoruz.

Bir sandaleti ne kadar sürede yapıyorsunuz?

4-5 saatte düz bir sandaletin yapımı tamamlanıyor. Gladyatör dediğimiz uzun modeller, pinli ve aksesuar kullanılan sandaletler bir günümü alıyor.

Kaç çeşit model yapıyorsunuz bu atölyede?

Her sene farklı modeller yapıyorum. Modeller tamamen benim hafızamda canlandırdığım özgün tasarımlar. Hiçbirinin bir eşi yok! Şu sıralar, 1960’lı 70’li yıllara takılmış durumdayım. Tasarım konusunda eski filmlerden de ilham alıyorum. Örneğin Truva adlı filmde Brad Pitt’in ayağında gördüğüm sandaleti çok beğenip kendim için yaptım.

Fiyatlar nasıl?

Kullanılan malzemeye göre fiyatlar değişiyor. Zaten Bostini’nin özelliği, gerçek deri ve gerçek kösele kullanılarak sandalet üretmesi.

Diğer sandaletlerden farkı ne bunların?

Bu sandaletleri sadece tuzlu su bozar! Çok dayanıklı, çok rahattır. Sektör, bizim kullandığımız köseleyi maliyeti yüksek olduğu için tercih etmiyor. Ayakkabılarda, kösele renginde hazır taban kullanıyorlar. Oysa kösele doğal ve sağlıklıdır.

Kaç senedir sandalet ustasısınız?

1963 yılında mesleğe başladım. İlkokulu bitirdikten sonra babamın yanında çalışmaya başladım. İşi de ondan öğrendim. Sivas’tan İstanbul’a yerleşmişti.

Ünlü müşterileriniz var mı?

Var tabii. Eski yıllarda daha çok insanla tanışma fırsatımız oluyordu. Örneğin Mine Mutlu’yu hatırlıyorum. Babama yalvar yakar gelmişti, ses yarışmasına katılacakmış özel bir ayakkabı giymek istiyormuş! Şortlu çorap çizme yapmıştı babam ona. O yarışmada birinci olmuştu. İstanbul’daki dansözlerin ayakkabılarını yapardı babam. Her hafta 11 çift! O zamanlar, sandalet çok özel bir aksesuardı.

BODRUM SANDALETİ, ÇİN MALINA KARŞI!

Şimdi de sandalet çok tercih edilen bir ayakkabı modeli değil mi?

Sıcak iklimde evet. Fakat her sandalet, sandalet değildir! Ben, Bodrum sandaleti dediğimiz, el yapımı olanlardan söz ediyorum. Bunun ustası Türkiye’de bildiğim kadarıyla 200 kadar. Bunlardan biri de benim. Bu bir kültürdü fakat artık endüstriyelleşti. Çin malları devreye girdi! Kullanılan malzemeler fabrikasyon! İşçilik yok! Ucuz ürün! Dolayısıyla el yapımı sandalet kalmadı artık. Bizlerle birlikte de son bulacak sanırım. Maliyet hızla yükseliyor. Özellikle son dönemde. Bu da fiyatlarına yansıyor. Bodrum sandaleti artık ‘lüks’ tüketime girdi.

İstanbul ve Bodrum’daki sandalet zanaatı arasında fark var mı?

Sandalet, Türkiye’de Bodrum’un adıyla markalaştı fakat kökeni antik medeniyetlere dayanıyor. Anadolu’ya gelişi 1800’lü yıllar. Bodrum’daki ustaları Yunanlı zanaatkarlar yetiştirmiş ilk… Ustadan çırağa öyle gelişmiş bu meslek. Ben İstanbul’dan emekli olup geldiğimde mesleği bırakmıştım. Ali Güven’in adını duyuyordum. Dükkanı Bodrum meydandaydı. Bir gün merhum eşimle birlikte dükkanına gittik.  Eski ayakkabıcı olduğumu söyledim, “Şu dükkanın kokusunu bir alayım” dedim. Giriş o giriş. Yeniden başladık mesleğe, kaldığımız yerden. 2013’te de Yalıkavak’taki bu mekanı açtım.

Babanız da sandalet ustası mıydı?

O, çarık yaparak başlamış mesleğe. 1940’larda Sivas Zara’dan gelmiş İstanbul’a. Minyatür çarığın sırımlısını, tokalısını yaparmış. Beyoğlu’nda ayakkabı işi yapan Ermeni bir arkadaşı varmış. “Gel beraber yapalım bu işi” demiş. Öylece başlamışlar. Atölyemiz Beyazıt’taydı. Türkiye’nin kalbi orasıydı o yıllarda. Biz 6 kardeşiz. Üç kız üç erkek. İçlerinde bu sanata merak salan bir tek benim! Bir küçük kardeşim, mağazamızda dururdu, ağabeyim de muhasebeye bakardı.

Yalıkavak Bostini’de kadın, erkek ve çocuk sandaletlerinden tutun da gerçek deri el yapımı çanta ve yeleklere kadar pek çok seçenek var. Mustafa Bostini, atölyesini özellikle turistik bir merkezde açmayı tercih etmediğini anlatıyor. Çünkü, tek başına o kadar talebe yetişebilmesi mümkün değil! Neyse ki internet imdadına yetişmiş Usta’nın… Şimdi üzerinde ‘Bodrum’ yazılı sandaletleri dünyanın dört bir yanına gönderiyor. Eline emeğine sağlık Usta… Sanatınla yaşa!

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL