Yazarlar

Bizim Memet!

Bizim buralılar Mehmet’e, Memet der. Tıpkı; Bademe, payam. Simite, gevrek. Arkadaşa, efem. Evlada, kızan dediği gibi. Dereköy’de ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) toplantısına katıldım. Tek mera 236 dönümlük köy ortak malı..

Bizim Memet!

Bizim buralılar Mehmet’e, Memet der. Tıpkı; Bademe, payam. Simite, gevrek. Arkadaşa, efem. Evlada, kızan dediği gibi. Dereköy’de ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) toplantısına katıldım. Tek mera 236 dönümlük köy ortak malı peşkeş çekilmek isteniyor. Yasa gereği, dostlar alışverişte görsün hesabı ÇED toplantısı yapılıyor kahvede. Plancı şirket sunum yaparken, kendisinden çok emindi. O kadar ki; çiftçi gözleri buğulu; “Ben koyunlarımı nerede otlatacağım” derken, şirktin sahibi bu çaresizliğe gülüyordu. O iktidar destekli, kendinden emin alaycı gülüş halen Dereköy Kahvesi’nin soluk duvarlarında asılı durur. Baştan sona yasa dışılık vardı süreçte. Fotoğrafa bakın lütfen. Ben yağmalanması planlanan arazinin içerisindeyim. Parmağımla işaret ettiğim zeytinlik ile benim bastığım topraklar arasındaki mesafe 30 metre. Atatürk’ün devrimci yasası olarak nitelediğimiz Zeytincilik Kanunu, “Toz çıkaran işletme  ile zeytinlik arası mesafe en az 3 kilometre olmalı” der. Baştan sona yasa dışılığın da ötesinde,  bu kadim topraklar sığırlarının otlağına dışarıdan öküz salmak hangi vicdana sığar? En azından, herkes kendi merasında otlasın değil mi? Ama en kötüsü de; “Yasa öyle diyor ama kim dinliyor” yollu yasa dışılığa boyun eğiş. Üstelik de yasa dışılık, yasayı korumakla mükellef güç odağı tarafından yaşama geçiriliyorsa… Yani ülke siyaseti duayeni Süleyman Demirel’in; “Ananı öpen kadı, kimi kime şikayet edeceksin” dediği nokta.

Üstüm başım sırılsıklam, ameliyat olduğum ayak baş parmağıma değin yağmurun işlediği zamanda telefonumun diğer ucundaki dost ses; Bizim Memet’in İYİ Parti’den istifasını haber ediyordu. İYİ Parti artık geride kalmıştı. O mevzuya hiç girmiyorum. Zaten o partinin genel başkanı hakkında da, “Mertçe cinayet” övgüsü nedeni ile suç duyurunda da bulunmuşluğum var. Burada aslolan, Bizim Memet’in hangi siyasi durakta bekleyeceği idi. Rivayet oydu ki; AKP+MHP hattı yeni yol girizgahı olacaktı. İhtimal vermedim, asılsız dil sürçmeleri olarak değerlendirdim. Kendisi ile bunu konuşmayı dahi kendime zul gördüm. “Abi bu kadim topraklara böylesi bir ihaneti yapabileceğimi nasıl düşündün” deme yüksek ihtimali beni birebir konuşmaktan alıkoydu. Dereköy’den eve, sırılsıklam dönüş esnasında aklıma Nazım’ın; “Milletimin en talihsiz gecesi/ Ana rahmine düştüğünüz gecedir” dizeleri düştü nedense. Bodrum’un parsel parsel satıldığı günlerin geceleri de en talihsiz ve en karanlık zamanlara denk düşer. Oysa daha dün Göltürkbükü’nde 104 ada, 2A parseldeki 117 metrekarelik orman arazisi tek imza ile ormandan çıkarılıp, AKP Muğla adayına sunulmuştu. Bizim Memet harita mühendisidir. Bunun ne anlama geldiğini de en iyi kendisi bilir. Söz konusu olan sadece 117 metrekarelik orman arazisi değil elbette. İmzalayan ve alan vicdan… Bodrum bu vicdansızlıkla evveliyatından, ana rahmine düştüğü zamanlardan bu yana sorunlu. O tek imzalarla Bodrum’da, Bodrum’a ait ne kadar bereketli toprak üzeri peşkeş çekilmiş? Elbette bunların envanteri çıkarılacak ve birilerinin önüne utanç vesikası olarak konacaktır.  

Dost meclisinde Bizim Memet’in dillendirdiği Çökertme türküsünde ben de oyuna durmuştum. Hoş anılarımdandır. O türküde geçen Çerkes kaymakama halen düşman gözüyle bakar Bodrum. Çünkü o kaymakam devlet gücü ile Halil’in çakır gözlü Gülsüm’ü nezdinde Bodrum’un namusuna göz koymuştu. Türkünün o bölümünde yere diz vuruşlar biraz da bundan mütevellit öfke yüklüdür. Gene aklıma şair ama bu kez; “İnsan olan vatanını satar mı?/ Suyun içip ekmeğini yediniz./ Dünyada vatandan aziz şey var mı?/ Beyler bu vatana nasıl kıydınız?” dizeleri düştü. Gerçekten bu cennet abidesi topraklar parsel parsel nasıl satıldı? Kim sattı, kim aldı? Oysa o topraklar Bodrum’un namusuydu. Satılan da… Bizim Memet sadece harita mühendisi olduğundan değil, bu toprakların çocuğu olduğu için de bilir satılanın ne olduğunu. Ama Bodrumlu ruhunu, yüreğini satmaz. Sandık ve namus mevzusuna gelince de 7’de 1 firemiz var. O fire de giderilebilir.

AKP ya da MHP’de tekleşmiş aday aynı zamanda HÜDA PAR’ın adayı olacak. HÜDA PAR, Hizbullah’tır. Hizbullah ise domuz bağıdır. Bodrum’dan o karanlığın adayı olacak zata domuz bağı en mütevazi hediyemiz olur sanırım. Ancak hiçbir Bodrum’lunun evinin temelinden çıkacak domuz bağlı cesetle güne uyanmak isteyeceğini sanmıyorum. HÜDA PAR üst yöneticisi ile arada görüşüyoruz. Taşlar yerine oturunca kendisi ile röportaj yapma olasılığım hayli yüksek. Şimdiden dedikleri; “Bodrum’da Cumhur adayı aynı zamanda bizim adayımızdır. Tesettürlü  otel aldatmacadır. Buluğ çağını geçmiş erkek, ailelerle aynı otelde kalamaz. Plajı örtüyle ayırmak yetmez. Niyet kötü olunca; örtünün altından, üstünden girilir. Plajları ayırmak lazım. Bodrum’da çok koy var. Coğrafyası buna müsait. Maksat yüzmekse ayrı ayrı koylarda yüzülebilir. Aynı koyda yüzmekte ısrar ediyorlarsa, fitne-fücur vardır.” Fazlası var. Kendisine; “Bunları söylüyorsun da, merkezinin haberi, bilgisi var mı” dediğimde, “Merkez benim” yanıtı aldım. O merkezin görüşlerini kendi dilinden Bodrum’a taşımak gerekecek gibi.

Bizim Memet sana demem o ki; “Adaşın Memet var. Hatta bir seçimde iki Memet karşı karşıya gelmiştiniz. Ben o arada efecim Memet tarafındaydım. Efecim Memet özellikle başkanlığı döneminde AKP’ye geçmesi yönünde büyük baskılarla karşılaştı. Tutuklandı. Tespih tanesi kadar (99 gün) cezaevinde kaldı. Mübarek bir Cuma günü alınmıştı, yine mübarek bir Cuma günü bırakılmıştı. Ama efecim Memet teslim olmadı. Halen Bodrumlu’nun yüreğinde efsane olarak atıyorsa, bu dik duruş önemli bir etmendir. Efecim Memet’in boyun eğmeyen duruşunu, Bizim Memet’de görmeyi istemekten daha doğal ne olabilir ki? “Oyunu bana verirsen, hizmet alırsın” şantajcılığı ise Çerkes Kaymakamın Bodrum namusuna göz dikişi geleneğinin günümüzdeki devamı olarak tarihte yerini alacaktır. Son olarak şair Kore’ye Türk askerinin parayla gönderilmesi üzerine; “Gitme Memet Kore’ye. Kardeşlerini öldürmeye…” demişti. Bende; “Gitme bizim Memet AKP, MHP’ye… Bizim kal” demekteyim. Bizim Memet’e sevgiyle.

Not: 31 Marttan sonra da Bodrum’da hayat var. Birbirimizin yüzüne gözümüzü kaçırmadan bakabilmeliyiz.

Ayhan Karahan

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL