Fenerbahçe markasıyla Milas Kıyıkışlacık’ta planlanan Cove 1907 projesi; 1907 konut, iki otel ve 500 yat kapasiteli marinayı kapsıyor. Lüks yaşam vaadinin karşısında ise bölge sakinlerinin su, doğal alanlar ve İasos’un geleceğine ilişkin soruları var. Projenin çevresel etkileri, kıyıya erişim koşulları ve koruma alanlarıyla ilişkisi belgeleriyle açıklanmayı bekliyor.
Fenerbahçe markasıyla Milas Kıyıkışlacık’ta planlanan Cove 1907 projesi; 1907 konut, iki otel ve 500 yat kapasiteli marinayı kapsıyor. Lüks yaşam vaadinin karşısında ise bölge sakinlerinin su, doğal alanlar ve İasos’un geleceğine ilişkin soruları var. Projenin çevresel etkileri, kıyıya erişim koşulları ve koruma alanlarıyla ilişkisi belgeleriyle açıklanmayı bekliyor.
Haber: Selda Öztürk
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı Kıyıkışlacık’ta yaklaşık 586 bin metrekarelik alanda geliştirilmesi planlanan Cove 1907 projesi, Fenerbahçe’nin 27 Eylül 2026 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı’yla yeniden gündeme geldi. NATA Holding’in yatırımcı ve geliştirici, Fenerbahçe’nin ise marka iş birliğiyle yer aldığı proje için 1907 konut, iki otel ve yaklaşık 500 yat kapasiteli marina duyuruldu.
Tanıtımın merkezinde deniz manzaralı yaşam alanları, ticaret, turizm ve yıl boyunca kullanılacak bir yerleşim hedefi bulunuyor. Ancak bu büyüklükteki bir yapılaşmanın değerlendirilmesinde satışa sunulacak konutların niteliği kadar, kurulacağı kıyının neyi kaldırabileceği de belirleyici.
1907 konutun, otellerin ve marinanın suyu nereden sağlanacak? Atık su nereye gidecek? Kıyıkışlacık halkı kıyıya nasıl ulaşacak? İasos’un tarihî çevresi nasıl korunacak?
Cove 1907 projesinde ne planlanıyor?Kamuoyuna yansıyan proje açıklamalarında yaklaşık 586 dönümlük arazide konutların yanı sıra marina, otel, okul, sağlık ve ticaret birimleri ile golf alanı öngörülüyor. Bahçeli ve teraslı yaşam alanları üzerinden dört mevsim kullanılacak bir yerleşim tarif ediliyor.
Paylaşılan tanıtım anlatımlarında ayrıca lüks moda markaları, uluslararası restoranlar, sahil kulübü ve “Fenerbahçe Adası” adı öne çıkıyor. Bunlar projenin tanıtım hedefleri. Markalarla kesinleşmiş anlaşmalar, adanın resmî adlandırılması ve tesislerin izin durumları ise ayrı ayrı belgelenmesi gereken konular.
Tanıtımlarda kullanılan “yatay mimari” ifadesi de çevresel etki konusunda tek başına güvence oluşturmuyor. Tartışılması gereken yalnızca binaların yüksekliği değil; toplam inşaat alanı, yapıların zeminde kaplayacağı yüzey, yollar, otoparklar, havuzlar ve altyapıyla birlikte oluşacak kullanım yoğunluğu.
Az katlı olmak, az yapılaşmak anlamına gelmeyebilir. Bunun yanıtını mimari sloganlar değil, onaylı planlar ve alan hesapları verebilir.
Genel kurulda proje hakkında bilgi veren isim, Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Buğra Tanık oldu. Tanık’ın basına yansıyan açıklamalarına göre yatırımın geliştirilmesi, satışı ve işletilmesinin sorumluluğu NATA Holding’e ait. Fenerbahçe ise projeye adı, markası ve tanıtım olanaklarıyla katılıyor.
Tourism Today’in aktardığı açıklamada 120 milyon dolar, reklam ve marka iş birliği üzerinden oluşturulacak ekonomik büyüklük olarak ifade ediliyor. Bu tutarı projenin toplam inşaat veya yatırım maliyeti olarak sunmak için yeterli dayanak bulunmuyor.
Kulübün gelir yaratma hedefi açıklanırken, projenin kurulacağı bölgenin çevresel geleceği de aynı açıklıkla ele alınmalı. Marka iş birliğinin ticari çerçevesi, su kaynakları ve kıyı kullanımı hakkında sorulan soruların yanıtı değil.
Kıyıkışlacık’ın önemini yalnızca deniz manzarasıyla anlatmak mümkün değil. Mahalle sınırları içindeki İasos Antik Kenti, bölgenin tarihî kimliğinin temel parçalarından biri.
Muğla İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün bilgilerine göre İasos’taki en erken arkeolojik buluntular MÖ 3. binyıla, en erken mimari kalıntılar ise MÖ 2. binyıldaki Bronz Çağı yerleşimine uzanıyor. Kentteki meclis binası da günümüze ulaşan önemli yapılardan.
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün 2024 yılı kayıtlarında, Kıyıkışlacık’taki İasos birinci ve üçüncü derece arkeolojik sit alanlarına ilişkin iki etaplı irdeleme çalışmaları yer alıyor.
Bu kayıtlar bölgedeki kültür mirasının önemini gösteriyor. Ancak buradan hareketle Cove 1907 arazisinin tamamının sit alanında kaldığı söylenemez. Bunun belirlenmesi için proje parsellerinin, güncel sit sınırlarının ve koruma kurulu kararlarının birlikte incelenmesi gerekiyor.
Yanıt bekleyen soru açık: Projenin sınırları İasos’un koruma alanlarıyla nerede, nasıl ilişki kuruyor? Arkeolojik miras üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkiler hangi çalışmalarla değerlendiriliyor?
Projeye dair en belirgin kaygılardan biri su. Kıyıkışlacık sakinleri, mevcut su sıkıntısına dikkat çekerek şu soruyu yöneltiyor:
“Bu kadar villaya suyu nerden bulacaklar, denizden arıtma tesisi mi yapacaklar?”
Konutlar, oteller, ticari işletmeler, havuzlar ve peyzaj alanları birlikte değerlendirildiğinde günlük ve yıllık su ihtiyacı ne kadar olacak? Bu ihtiyaç hangi kaynaktan karşılanacak? Mevcut yerleşimlerin su temini üzerindeki etkisi nasıl hesaplanacak?
Golf alanı öngörüsü korunuyorsa sulama ihtiyacının da bu hesaba dahil edilmesi gerektiği de ortada! MUSKİ ve ilgili kurumların kapasite değerlendirmeleri ile yatırımcının su temin planı ivedilikle kamuoyuyla paylaşılmalı.
Deniz suyu arıtımı düşünülüyorsa tesisin kapasitesi, enerji ihtiyacı ve oluşacak yoğun tuzlu suyun yönetimi de açıklanmalı. Mevcut bilgiler, projede böyle bir tesisin kesinleştiğini göstermiyor.
Projenin düşünüldüğü alanın sulak alan niteliği, biyolojik çeşitliliği veya marina yapımına uygunluğu da bir diğer tartışma konusu. Buna karşılık bu kaygılar, ilgili envanter ve araştırmaların açıklanmasını gerekli kılıyor.
Bu hususta, bizim de kamuoyuna sorularımız ve merak ettiklerimiz var; Örneğin;
Yaklaşık 500 yatlık marina için deniz tabanı taraması ya da dolgu öngörülüyor mu? Akıntılar ve su yenilenmesi nasıl inceleniyor? Denizel yaşam, balıkçılık ve tekne kaynaklı atıklar hangi kapsamda değerlendiriliyor?
Tanıtımlarda kullanılan “Fenerbahçe Adası” ifadesi, tek başına resmî adlandırma, mülkiyet ve özel kullanım hakkı ile vatandaşın kıyıdan yararlanma hakkının gaspına yönelik de bir takım kuşkuları beraberinde getiriyor. Adanın mevcut hukuki durumu, varsa tahsis ve kullanım kararları ile adlandırma işlemi henüz resmi olarak açıklanmış değil.
Anayasa’nın 43. maddesi ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu ve kıyılardan yararlanmada kamu yararının önceliğini düzenliyor. Kıyı Kanunu ayrıca kıyıların herkesin eşit ve serbest kullanımına açık olması ilkesini taşıyor.
Sahil kulübü, marina ve konut alanları bu çerçevede nasıl planlanıyor? Halkın kıyıya ulaşacağı güzergâhlar nerede? Kıyı boyunca erişim nasıl sürdürülecek? Ticari işletmelerin sınırlarıyla kamusal kıyı kullanımı nasıl ayrılacak?
Bir projenin prestiji, kıyıya erişim hakkının önüne geçemez.
Cove 1907 için ÇED, imar ve ruhsat belgeleri açıklanmalıYatırımcıların ve yetkili kurumların açıklaması gereken hususları, kamuoyu adına sormak zorundayız. Buna göre;
Gayrimenkul piyasası ise Fenerbahçe adını taşıyan bu projeye farklı bir açıdan bakıyor! Buna göre projenin kısa vadede çevredeki evlerin değerini artırabileceği, buna karşılık uzun vadede bölgenin yaşam niteliğine zarar verebileceği görüşü ağırlık kazanmış durumda. Bir diğer tartışılan konu da İasos’un ve doğal alanların geleceği!
Sonuç olarak; kıyıların, doğal alanların ve kültür mirasının korunmasını geri plana iten yapılaşmaya karşı kamu yararını savunma gibi bir yükümlülüğümüz var. Çevresel etkiler belgeleriyle değerlendirilmeden, altyapı kapasitesi ortaya konulmadan ve halkın kıyıya erişimi güvenceye alınmadan bu ölçekte bir proje bölge için kazanım ilan edilemez.
Kıyıkışlacık’ın geleceğini belirleyecek ölçüt, kaç konut satılacağı kadar, geriye nasıl bir kıyı ve nasıl bir yaşam çevresi kalacağıdır.
Bodrum ve Muğla’dan son dakika haberleri, yerel gündem, siyaset, ekonomi, turizm ve yaşam içeriklerini tarafsız ve güncel şekilde sunan haber sitesidir.
Yorum Yap