Çerkes Ethem’in yeğeni, mimar ve yazar Güner Kuban, 16 Eylül 2026’nın ilk saatlerinde Yalıkavak’taki çok sevdiği evinde, kendi yatağında ve kısa süren bir hastalığın ardından 91 yaşında yaşamını yitirdi. Üç kıtaya yayılan sıra dışı hayatı boyunca mimarlık yapan, yazan, resmeden ve tabulara karşı çıkmaktan vazgeçmeyen Kuban, 17 Eylül Perşembe günü Bodrum’da son yolculuğuna uğurlanacak.
Çerkes Ethem’in yeğeni, mimar ve yazar Güner Kuban, 16 Eylül 2026’nın ilk saatlerinde Yalıkavak’taki çok sevdiği evinde, kendi yatağında ve kısa süren bir hastalığın ardından 91 yaşında yaşamını yitirdi. Üç kıtaya yayılan sıra dışı hayatı boyunca mimarlık yapan, yazan, resmeden ve tabulara karşı çıkmaktan vazgeçmeyen Kuban, 17 Eylül Perşembe günü Bodrum’da son yolculuğuna uğurlanacak.
Bodrum, yalnızca tanınmış bir sakinini değil; sürgünle başlayan, Avrupa’nın önemli kentlerinden geçen ve Yalıkavak’ta kök salan bir yaşamın taşıdığı büyük hafızayı kaybetti.
Kurtuluş Savaşı’nın en çok tartışılan isimlerinden Çerkes Ethem’in yeğeni, ilk dönem milletvekillerinden Reşit Bey’in kızı Güner Kuban, 16 Eylül 2026 Çarşamba günü saat 03.00’te hayatını kaybetti.
Ailesinden yapılan paylaşımda, Kuban’ın çok kısa süren bir hastalığın ardından, yaşamayı seçtiği ve çok sevdiği Yalıkavak’taki evinde, kendi yatağında ebedî yolculuğuna uğurlandığı belirtildi.
Paylaşımda şu ifadelere yer verildi:
“16 Eylül 2026’nın ilk saatlerinde, saat 03.00’te halam Güner Kuban’ı çok sevdiği evinde, kendi yatağında ve çok kısa süren bir hastalığın ardından ebedî yolculuğuna uğurladık.”
“Bu planet üzerindeki yolculuğunu tamamladı”Ailesinin Güner Kuban’ın ardından kaleme aldığı veda satırları, onun alışılmış kalıplara sığmayan yaşamını da özetledi.
Kuban için, “Bu planet üzerindeki yolculuğunu tamamladı. Arzu ettiği şekilde ebediyete karıştı” ifadeleri kullanıldı.
Aile mesajında Güner Kuban’ın; mimar, yazar, âşık ve bir “bon vivant”, yani hayatın güzelliklerinden tat almayı bilen bir yaşam tutkunu olarak üç kıtaya yayılan özgür bir hayat sürdüğü anlatıldı.
Farklı kişiliği ve yaratıcı yetenekleriyle tanındığı belirtilen Kuban’ın yaşamı boyunca tabulara karşı çıkmaktan geri durmadığı vurgulandı:
“Bize güzel hatıralarının yanı sıra, ölümsüzleştirdiği bir hayat bıraktı.”
Güner Kuban’ın sıra dışı yaşam öyküsü, Türkiye’nin yakın tarihindeki en sert siyasi hesaplaşmalardan birinin gölgesinde başladı.
Ailesinin sürgünde bulunduğu 1935 yılında Yunanistan’ın başkenti Atina’da dünyaya gelen Kuban, çocukluğunun ilk yıllarını ailesinden uzakta geçirmek zorunda kaldı. Reşit Bey ve ailesinin sürgün yıllarında başlayan bu hayat, daha sonra Türkiye, Almanya, Fransa, Hollanda ve Amerika’ya uzandı.
Ailesiyle birlikte 1941 yılında Türkiye’ye dönen Kuban, eğitimini Ankara ve İstanbul’da sürdürdü. İstanbul Alman Lisesinin ardından Almanya’da mimarlık eğitimi aldı. Paris, Hollanda ve Miami’de mimarlık yaptı.
Paris’te yaşadığı yıllarda bir hafta sonu için gittiği Amsterdam’ı çok seven Kuban, daha sonra bu kente yerleşti ve Hollanda vatandaşı oldu.
Güner Kuban’ın Amsterdam’da yaklaşık 22 yıl boyunca işlettiği Honolulu Bar, sıradan bir eğlence mekânı değildi. Sanatçıların, yazarların, Türkiye’den ve Hollanda’dan tanınmış isimlerin bir araya geldiği barın duvarlarını Kuban’ın kendi yaptığı resimler süslüyordu.
Ajda Pekkan, Semiramis Pekkan ve Duygu Asena gibi isimlerin de uğradığı mekân, dönemin kültür ve sanat çevresinin buluşma noktalarından biri oldu. Kuban’ın yaşamına ilişkin anlatımlarda, Elvis Presley’in de aralarında bulunduğu dünyaca ünlü isimlerle dostluk kurduğu belirtildi.
Kuban, Honolulu Bar’ı 1990’lı yılların sonunda kapattı ve Türkiye’ye döndü. Yaşamının bundan sonraki bölümünü geçirmek için Bodrum’u seçti.
Yalıkavak’ta çizimlerini bizzat yaptığı evini inşa ederek buraya yerleşen Kuban, dünyanın farklı kentlerinden topladığı anıları, resimleri ve belgeleriyle Bodrum’da yeni bir yaşam kurdu.
Güner Kuban’ın hayatının en önemli mücadelelerinden biri, ailesinin tarih içinde maruz kaldığını düşündüğü haksızlıklara karşı verdiği itibar mücadelesiydi.
Babası Reşit Bey ile amcası Çerkes Ethem’e yöneltilen “hainlik” suçlamasını kabul etmeyen Kuban, aile arşivinde bulunan belgeleri yıllarca kamuoyuyla paylaştı. Resmî tarih anlatısıyla ailesinden dinlediği tanıklıklar arasındaki farklılıkların araştırılmasını istedi.
Kuban, verdiği söyleşilerde TBMM arşivlerinde Çerkes Ethem’in ihanet ettiğini ortaya koyan herhangi bir belge bulunmadığını savundu. Ailesinin ve Çerkes toplumunun üzerine vurulduğunu söylediği tarihsel damganın kaldırılması için Cumhurbaşkanlığına da mektup yazdı.
Onun açısından bu mesele yalnızca geçmişte kalan bir aile tartışması değildi. Yaşamının son dönemine kadar sürdürdüğü bir hakikat ve itibar arayışıydı.
Güner Kuban, ailesinin yaşadıklarının yanı sıra Çerkes halkının sürgününü ve Kafkasya’dan Anadolu’ya uzanan acılı yolculuğunu da gündemde tutmaya çalıştı.
Bodrum’da gerçekleştirilen 21 Mayıs Büyük Çerkes Sürgünü anmalarına katılan Kuban, atalarının Kafkasya’dan sürüldükten sonra Anadolu’yu ikinci vatan olarak kabul ettiğini anlattı.
Çerkes kimliğinin ve kültürünün gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini savunan Kuban, bu yönüyle Bodrum’daki Çerkes toplumu açısından da önemli bir hafıza kişiliği oldu.
Güner Kuban’ın cenazesi, 17 Eylül 2026 Perşembe günü saat 12.00’de Sandıma Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
Bodrum Çerkes Kültür Derneği tarafından yayımlanan başsağlığı mesajında, Kuban’ın ölümünün yalnızca ailesi ve yakınları için değil, Çerkes dünyası için de büyük bir kayıp olduğu belirtildi.
Derneğin açıklamasında şu ifadeler kullanıldı:
“Çerkes halkının önemli şahsiyetlerinden, Çerkes Ethem’in yeğeni Güner Kuban’ı Bodrum’da kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Kendisinin vefatı yalnızca ailesi ve yakınları için değil, Çerkes dünyası için de büyük bir kayıptır. Güner Kuban’ın anısı ve bıraktığı iz, Çerkes toplumunun hafızasında yaşamaya devam edecektir.”
Sürgünde dünyaya gelen, üç kıtaya yayılan özgür bir hayat süren ve yaşamının son durağı olarak Bodrum’u seçen Güner Kuban’dan geriye kitapları, resimleri, mimari çalışmaları, tanıklıkları ve tarihe yönelttiği cesur sorular kaldı.
O, ailesinin ifadesiyle “bu planet üzerindeki yolculuğunu” tamamladı.
Bodrum ise kendi yatağında, sevdiği evinde hayata veda eden sıra dışı bir kadınla birlikte, geçmiş ile bugün arasında duran canlı bir hafızasını kaybetti.
Haber: Selda Öztürk
Bodrum ve Muğla’dan son dakika haberleri, yerel gündem, siyaset, ekonomi, turizm ve yaşam içeriklerini tarafsız ve güncel şekilde sunan haber sitesidir.
Yorum Yap