Halep’te 6 Ocak’tan bu yana Suriye ordusu ve bölgedeki Kürt silahlı güçler arasında çatışmalar yaşanıyor. Kürt nüfusunun yoğun olduğu Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallesinde SDG (Suriye Demokratik Güçleri) ile HTŞ (Şam yönetimi) güçleri arasında çatışmalar giderek tırmanıyor.
Halep’te 6 Ocak’tan bu yana Suriye ordusu ve bölgedeki Kürt silahlı güçler arasında çatışmalar yaşanıyor. Kürt nüfusunun yoğun olduğu Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallesinde SDG (Suriye Demokratik Güçleri) ile HTŞ (Şam yönetimi) güçleri arasında çatışmalar giderek tırmanıyor. Yetkililere göre çatışmalarda en az dokuz sivil yaşamını yitirirken, 140 binden fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Taraflar, kendi savaşçıları arasındaki kayıplara ilişkin resmi bir açıklama yapmadı. HTŞ’nin Savunma Bakanlığı tarafından dün gece saatlerinde ilan edilen ateşkeste SDG’nin Kürtlerin kontrolündeki kuzeydoğu bölgelere çekilmesini öngörülüyordu. Bu şart, SDG’nin Halep’teki fiili varlığının sona ermesi anlamına geliyordu. Ancak Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini yöneten SDG’ye bağlı konseyler yayımladıkları açıklamada, çekilme çağrılarını “teslim olma çağrısı” olarak nitelediler ve reddettiler. Bu gelişme üzerine Eşrefiye ve Şeyh Mahsud Mahallerindeki çatışmalar daha bir tırmanmış durumda.
Halep’teki süreçle ilgili Bodrum Emek Ve Demokrasi Güçleri, Belediye Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını okuyan Hülya Bayer: “Kuzey ve Doğu Suriye’de geçici hükümete bağlı silahlı grupların, Halep’teki Kürt mahalleleri Şeyh Maksut ve Eşrefiye’ye yönelik saldırıları günlerdir devam etmektedir. Bu saldırılar, imha amacı taşımakta ve doğrudan sivillerin yaşamını hedef almaktadır. Söz konusu saldırılar, Suriye’de halen süren ve sistematik bir biçimde Alevi ve Dürzi halka yönelen katliam, baskı ve zorla yerinden etme politikalarının bir parçasıdır. Saldırılar inanç ve kimlik temellidir. Suriye’nin çok kimlikli ve çok inançlı toplumsal dokusunu hedef almaktadır. Halklar arasında derin ve kalıcı yaralar açmaktadır. Halep halkı, bu saldırılar karşısında mahallelerini terk etmemiş; iç güvenlik güçleriyle birlikte haklı bir savunma ve direniş sergilemektedir. Türkiye’deki tüm demokrasi güçlerini, barış yanlısı kurumları ve bireyleri; ileride hepimizi de içine alabilecek bu bölgesel savaş ortamına karşı çıkmaya ve seslerini yükseltmeye davet ediyoruz. Dışarıdan müdahalelerle desteklenen çıkar gruplarının, Suriye’de halkların demokratik kazanımlarına yönelik saldırıları son bulmalıdır. Türkiye’nin sorumluluğu; demokratik, eşitlikçi ve federal bir Suriye’nin oluşum sürecini desteklemek ve teşvik etmek olmalıdır” görüşlerine yer verdi.
Cihatçılar Sorumlu Tutuldu.Eyleme destek veren EMEP (Emeğin Partisi) Bodrum yöneticilerinden Yüksel Okyay’da; “Halep’te Kürt, Dürzi, Alevi mahallelerine yönelik HTŞ saldırıları, cihatçı çetelerin halklara karşı yürüttüğü savaşın bir parçasıdır. Sivil yerleşim alanlarını da hedef alan bu saldırılar açık savaş suçudur. Saray rejiminin Cihatçı çeteleri desteklemesi ve bu saldırılara siyasi zemin hazırlamasıyla Türkiye, Suriye’deki savaşın aktif ve sorumlu taraflarından biridir. Halep’te Kürt mahallelerine yönelik saldırılar derhal durdurulmalı, cihatçı çeteler Kürtlerin yaşadığı mahallelerden geri çekilmeli ve sivillerin güvenliği sağlanmalıdır. Suriye’nin geleceği; bölge gericiliklerinin ve cihatçı örgütlerin müdahalelerinde değil, halkların eşitlik, özgürlük ve barış mücadelesindedir! Bölgede ki çeteleri durdurmanın bir yolu da ülkede saray rejimine karşı mücadeleden geçer” görüşlerine yer verdi.
Yine eylemin aktif destekçilerinden Türkiye İşçi Partisi Bodrum İlçe Başkanı Nermin Güleş ise; “Suriye’de Kürt ve Alevi halklara yönelik sürdürülen katliamlar insanlığa karşı işlenmiş ağır suçlardır. Özellikle HTŞ’nin gerçekleştirdiği saldırılar, mezhepçi ve gerici bir şiddet siyasetinin açık göstergesidir. HTŞ’nin sivilleri hedef alan saldırıları, zorla yerinden etmeler ve infazlar uluslararası hukukun açık ihlalidir. Kürtlerin ve Alevilerin kimlikleri ve inançları nedeniyle hedef alınması kabul edilemez. Bu saldırılar, emperyalist müdahalelerle derinleşen savaş ortamında gerici örgütlerin güçlenmesinin sonucudur. Bölgesel güçlerin ve uluslararası aktörlerin sessizliği HTŞ’nin işlediği suçlara zemin hazırlamaktadır. Hiçbir siyasi hesap, halkların yaşam hakkından daha değerli değildir. Yaşam hakkı en değerlisidir. Türkiye İşçi Partisi, halkların eşit, özgür ve bir arada yaşama hakkını kararlılıkla savunmaktadır. Katliamların derhal durdurulması, HTŞ başta olmak üzere sorumluların yargılanması sağlanmalıdır.Türkiye İşçi Partisi Bodrum İlçe Örgütü olarak Kürt ve Alevi halklarlarının yanında olduğumuzu bir kez daha yineliyoruz” ifadelerini dile getirdi. Eylemciler sık sık; “Savaşa hayır. Barış hemen şimdi” sloganını attılar.
Haber; Ayhan Karahan
Bodrum ve Muğla’dan son dakika haberleri, yerel gündem, siyaset, ekonomi, turizm ve yaşam içeriklerini tarafsız ve güncel şekilde sunan haber sitesidir.
Yorum Yap