xbodrum
xb-banner-2025
Muğla

Güllük; ‘Güllük, Gülistanlık’ Değil

ICC Güllük Marina İşletmeciliği A.Ş. tarafından, Güllük Mahallesi, 301 ada, 1 nolu parsel üzerinde, denizde (Tekne büyüklüklerine göre değişebilmekle beraber) 260 yat bağlama kapasitesine sahip “Güllük Yat Limanı” projesi planlandı…

Güllük; ‘Güllük, Gülistanlık’ Değil

ICC Güllük Marina İşletmeciliği A.Ş. tarafından, Güllük Mahallesi, 301 ada, 1 nolu parsel üzerinde, denizde (Tekne büyüklüklerine göre değişebilmekle beraber) 260 yat bağlama kapasitesine sahip “Güllük Yat Limanı” projesi planlandı. Güllük Limanı’nda, ICC Güllük Marina İşletmeciliği A.Ş. tarafından yapılmak istenen “Yat Limanı Projesi” için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci 16 Mart 2023’te, Halkın Katılımı Toplantısı (HKT) ile başlamıştı. Var olan kirliliğin ve trafik yoğunluğunun artacağını ifade eden vatandaşlar ise projeyi istemediklerini dile getirmişlerdi. ÇED başvuru dosyasının eksik veya yanlış hazırladığı da iddia edilmişti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 27 Aralık 2024 tarihinde projeye ilişkin ÇED olumlu raporu vermişti. Muğla Çevre Platformu (MUÇEP)’nun, Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin ve Milas Belediyesi’nin ve Güllük’te yaşayan 20 vatandaşın Güllük Yat Limanı ÇED olumlu kararına karşı Muğla 2. İdare Mahkemesi’nde açtığı dava sonucu mahkeme bilirkişi atadı. Harita Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Çevre Mühendisi, Biyolog, İnşaat Mühendisi ve Hidrojeoloji Mühendisi’nden oluşan altı kişilik bilirkişi heyeti Güllük Limanı’nda keşifte bulundu. Sabah saatlerinde hakim, taraf vekilleri, davacılar, bilirkişiler, MUÇEP üyeleri ve Güllük Muhtarı Ali Polat, çevreciler ve yurttaşlar Eski Liman İskelesinde bir araya geldiler. Keşfe Bodrum’dan da etkili bir katılım gerçekleştirildi.

Mehmet Dönmez; “Marina Fosseptik Çukuruna Dönüşür.”

Denizci ve marina uzmanı Bruno Meier, neden bu marinanın yapılmaması gerektiğini, yer seçiminin ve projenin yanlışlığından söz ederek açıkladı. Yalçınkaya Balıkçılık sahibi Fazlı Yalçınkaya, körfezdeki balıkçılığın ticari hacminden söz ederek, özellikle balıkçı barınağının yeriyle ilgili sorun halledilmeden, marinanın projelendirmesinin yanlış olduğunu anlattı. Kaptan Mehmet Dönmez; körfezdeki su döngüsünün akşam karadan esen rüzgarla dışarı doğru olduğunu, yapılacak marinanın dolgu olarak planlanması nedeniyle bu döngüyü keseceğini ve birkaç yıl içinde marinanın fosseptik çukuruna dönüşeceğini dile getirdi. Davacılardan Özsan Özkan, dalgakıranlar için taş taşıyacak kamyon trafiğinin Güllük için tehlikeli durumlar ve gürültü yaratacağını, bunların okul önünden geçerken ne gibi önlemler alınacağından ÇED raporunda söz edilmediğini söyledi. Mine Gürakan, şu anda sahilde herhangi bir banka oturup denize bakabildiğini, marina yapılırsa, bu olanağın elinden alınacağını anlattı.

ÇED Raporu’nda Güllük Yok.

MUÇEP adına söz alan Neşe Tuncer, dava konusu ÇED raporunun eksik, yanlış, yanıltıcı bilgi, analiz ve raporlar içerdiğini, kurum görüşlerinin rapor ekinde halka açık bir şekilde sunulmadığını söyledi. Tuncer, biyolojik çeşitlilik ve doğal varlıklar açısından geri dönüşü olanaksız bir yok oluşa sebep olacak projenin, ekonomik ve sosyal etkilerinin de yeterince değerlendirilmediğini sözlerine ekledi. Tuncer, “Tam ana dalgakıranın dolgu alanında kalan bölgede Barselona sözleşmesi ile koruyacağımıza söz verdiğimiz posidonia çayırlarını uydu fotoğraflarından görmek mümkün. Bu denizi rehabilite edelim koruyalım demek yerine, doğal sirkülasyonu ve denizsel yaşamı yok etmeye yol verecek bir ÇED raporuna dayandırılan bu projenin iptal edilmesini istiyoruz.” dedi. Muhtarın, Güllük’ünnüfus yapısı hakkında bilgi vermesinin ardından; diğer davacılar deniz kirliliği, altyapı ve üstyapı sorunları olan Güllük’ün, marinadan çok, sorunlarının çözümü için yapılacak girişimlere ihtiyacı olduğundan söz ettiler. Daha sonra balıkçı barınağına uğrandı, tali dalgakıranın yapılacağı nokta keşif heyetine gösterildi. Hermias heykeli önünden denize uzanacak ana dalgakıran yerine bakıldı ve keşif sona erdi.

Binder: “Bir Kültür Tasfiye Edilmek İsteniyor.”

Bodrumlu Arkeolog, Antropolog ve denizci Timuçin Binder de arkadaşları ile keşif esnasında Güllük’te idi. Binder konuyla ilgili gazetemize; “Dün Güllük’eyapılmak istenen yat limanının, marinanın ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) olumlu kararının iptali için açılan davanın bilirkişi keşfinde MUÇEP ve o bölgenin diğer çevre ve yurttaş gruplarıyla saf tuttuk. Sonuçta kayık yapmakla veya tekne sahibi olmakla bitmiyor iş, kıyıları da korumak gerek. Neden korumak gerek? Bu aşırı tüketime yönelik yapıların kıyıları kalabalıklaştırmasından ve kıyılara erişimi engellemesinden korumak gerek. ÇED raporuyla ilgili birçok sorun var zaten. Düzgün hazırlanmamış, hatalar, tabii çarpıtmalar. Kıyıları ve çevreyi bu şekilde kalabalıklaştırmak ve her metrekareyi sadece para getirecek alan olarak görmek yanlış. Zaten bu yat limanları da; yat garajlı AVM’lerden başka bir şey değil. Yat limanı mı yapıyorlar? Yoksa kafeler, dükkanlar mı belli değil. Yeni denizcilik buysa olmaz olsun. Tabii bir de büyük kârlar. Zaten ilk amaç bu. Yoksa teknelere korunaklı alan sağlamak değil. Çünkü herkes o paraları ödeyemiyor. Buralar daha varlıklı kesimler için. Bu kıyılarda elli yıl önce neredeyse orijinal hallerinde dolaşmaya ve çalışmaya başlamış ve bunu yıllarca yapmış biri olarak gözümüzün önünde bir cennetin yok edilişine gönlüm asla razı değil. Buraları bizden başka birçok canlının da yaşadığı kıyılar. Sonra bize de nefes alanı. Ve tabii bir de yerel denizcilik kültürüne alan. Onun için oradaydım dün. Burası otantik halinde kalmış son balıkçı barınaklarından birisidir. Umarım olduğu gibi de kalır. Onlar yok etmekte ne kadar kararlı ise bizlerde savunmakta o denli kararlı olmalıyız. Burada tasfiye edilmek istenen bir halkın yaşama biçimi. Ama en önemlisi. Bir kültür tasfiye edilmek isteniyor” ifadeleri ile görüşünü dile getirdi.

Haber:Ayhan Karahan

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL