İki Medeniyeti Birleştiren Sur: Halikarnassos

2 bin 400 yıl önce inşa edilen Halikarnassos Şehir Surları, son birkaç aydan bu yana Prof. Dr. Adnan Diler’in kazı başkanlığında sürdürülen kurtarma çalışmaları ile yavaş yavaş yeniden gün yüzüne çıkmaya başladı. Bu kazı, Pedasa kazılarından sonra Bodrum’un başına gelen en güzel şeylerden biri olacak gibi! Nitekim, surların Leleg kentlerindeki kısmı, 2009 yılında Konacık Belediye Başkanı Mehmet Tosun’un Bakanlık nezdindeki girişimi, iş insanı Yüksel Çağlar’ın da desteği ile uzun bir kazı çalışmasının ardından ortaya çıkarılmıştı.

O dönemde de kazı başkanlığını Prof. Dr. Adnan Diler üstleniyordu. Halikarnassos Şehir Surlarının kazı çalışmalarını da yine Prof. Dr. Adnan Diler sürdürüyor. Surlar ile ilgili kararı Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu verdi. Girişimin mimarı ise Akademia Vakfı.

Peki bu surlar ortaya çıktığında bize ne anlatacak?

BODRUM’UN İKİ FARKLI YÜZÜ, İKİ AYRI MEDENİYETİ

Bodrum, antik çağlardaki adı ile Halikarnassos, farklı kültür ve geleneklerin yaşam alanlarıyla belirginleştiği çok özel bir coğrafya. Bunlardan biri Yunan geleneği, diğeri ise yerel unsurların hayat verdiği Leleg medeniyetleri.

Halikarnassos ve Myndos, eski Yunan geleneğine göre kurulurken eski Myndos, Pedasa, Telmessos, Termera, Ouranion ve Madnasa, yerel geleneklerin şekillendirdiği kent formlarıdır.

Her iki modeli birleştiren unsur ise, son aylarda kazı çalışmalarıyla gün yüzüne çıkarılmaya çalışılan Halikarnassos Şehir Surlarıdır. Bu surların planları, kentlerin karakterleriyle bağlantılı olarak farklılık gösterir. Örneğin, deniz kenarında konumlanan Halikarnassos ve Myndos’da, surların çevrelediği alan çok daha geniştir. Leleg kentleri ise yüksek dağ ve tepelerde konumlandığı için, surlar sadece tepenin zirvesini kuşatır. Dolayısıyla buradaki sur yapısı daha küçüktür.

HALİKRANSSOS SURLARININ KAYIP HALKASI

Halikarnassos’u çevreleyen surlar, batıda antik dönemde Salmakis mahallesindeki deniz kıyısından, antik mendirekten başlıyordu. Buradan Kaplan Kalesi olarak bilinen Osmanlı Kulesi’nin bulunduğu kayalık burnu tırmanan surların o kısmı, bugünkü askeri kampın içinde kalıyor.
Kaptan Kalesi’nden sonra surlar, batıya Şırlan Tepesi’ne dönüyor. Oradan da Kazancı Tepesi’ne ulaşıyor.
Kazancı Tepesi’nin zirvesinnden de Myndos kapısına kadar ilerliyor.
Şehir Surları, Myndos Kapısının hemen ilerisindeki bir kuleden sonra ne yazık ki izini kaybettirmiş durumda.
Kulenin bulunduğu nokta, Göktepe eteklerinin başladığı yerde. Nitekim Göktepe’nin doruk noktası, Halikarnassos kentinin en stratejik noktasıydı. Kuzeybatıdan ve kuzeydoğudan gelecek her tehlikeye hakim olan bu noktada bir kale olduğu biliniyor.
Batı surları, buradan itibaren Leleg yerleşimine doğru ilerliyor.

OVA SURLARININ YERİNDE YELLER ESİYOR

Bugün Halikarnassos’un ova surları tamamen ortadan kalkmış durumda. Araştırmayı yapan Levent Çimen… Hazırladığı tezinde, bu surların izlerini araştırmanın modern yerleşim nedeniyle imkansız olduğunu belirtiyor. Doğuaki ova surları ise, asfalt yol nedeniyle kaybolmuş durumda. Burası bugünkü Azmakbaşı’ndan denize ulaşan bir vadi şeklindeydi. Surlar da bu vadi boyunca devam ediyordu.
Nitekim, vadi boyunca yer alan evlerin yaşlı sahipleri, büyük kesme taş bloklardan söz etmiştir.
Halikarnassos’un saldırıya en açık yeri olan bu ovalık alanın, sık aralıklı kuleler ile güçlendirildiği varsayılıyor. Mylasa kapısı da işte tam bu ovalıkta yer alıyor.

Surlar, denizden Kumbahçe’ye kadar ulaşıyordu. Bugün hiçbir parçası görülemese de Saint Jean Şövalyeleri’nin yaptırdığı Bodrum Kalesi’ne kadar uzandığı biliniyor.

İKİ FARKLI MEDENİYET, İKİ FARKLI SUR TEKNİĞİ

Şehir surlarının iki yerleşim alanı arasındaki farklılıklarından biri de yapısal formudur. Eski Yunan geleneğine göre kurulan iki kentin surları, M.Ö. 4. yüzyıl özelliklerini gösterir. Bu tekniğin adı “Emplekton”dur. Duvarlar homojen bir yapıdadır. Atkılı duvarlarda dış yüzler örülürken, duvar içine aralıklı olarak atkılar uzatılarak boşlukların dolgu malzemesi ile titiz bir şekilde doldurulması ile oluşmuş bir duvar örgüsüdür bu… Halikarnassos surlarında malzeme olarak kireç taşı, tüf, trakit ve beyaz yumuşak andezit kullanılmıştır. Dışarıdan tek bir taş bile getirilmemiştir. Çevrede hangi malzeme varsa o kullanılmıştır.

Leleg kentlerindeki duvarlar ise kuru moloz dediğimiz işçilikle yapılmıştır. Maussollos’un halkları ‘birleştirme’ politikası ile birlikte bazı Leleg kentlerinin boşaldığını biliyoruz. İşte bu dönemde, Leleg kentlerinin zirvelerinde kalan surlara, kesme taştan gözetleme kuleleri eklenmiştir. Duvar işçiliği, Leleg duvarcılığı ile tamamen farklıdır. Nitekim bu duvarlar, dönemin Konacık Belediyesi tarafından gün yüzüne çıkarılmıştır. Bu çalışma ile birlikte, biz de Bodrum’un antik kent surlarına dair çok önemli bilgilere kavuşmuş olduk. Örneğin, surların 2 metre kalınlığında olduğunu, yer yer 4 metreye ulaştığını ve iri bloklardan oluştuğunu bu kazı sayesinde öğrendik. Sonradan eklenti olarak yapılan kulelerin Pedasa antik kentinin batı tarafındaki ana giriş yanlarına yerleştirildiğini gördük. Prof. Dr. Diler’in kazı çalışması, Bodrum’un M.Ö. 2 binli yıllarına ışık tutmuş çok değerli bir çalışmaydı. Ne mutlu ki, bugün bir başka sivil toplum kuruluşunun girişimiyle, uzun yıllardır eğreti otel yapılarının arasında yitip giden batı duvarlarına da kavuşmuş olacağız.