Bodrum kamuoyunun 6,5 aydır yakından takip ettiği, iddialar ve hukuki çelişkilerle gündemden düşmeyen rüşvet davasında karar duruşması görüldü. Bodrumhaberi okurlarının yakından izlediği süreçte mahkeme heyeti, sanıklar Niyazi Atare ve İbrahim Çırakoğlu hakkında önce 6 yıl hapis cezasına hükmetti, ardından uygulanan indirimle cezayı 5 yıla düşürdü. Davanın en çok tartışılan ve adalet duygusunu sorgulatan detayı ise,…
Bodrum kamuoyunun 6,5 aydır yakından takip ettiği, iddialar ve hukuki çelişkilerle gündemden düşmeyen rüşvet davasında karar duruşması görüldü. Bodrumhaberi okurlarının yakından izlediği süreçte mahkeme heyeti, sanıklar Niyazi Atare ve İbrahim Çırakoğlu hakkında önce 6 yıl hapis cezasına hükmetti, ardından uygulanan indirimle cezayı 5 yıla düşürdü. Davanın en çok tartışılan ve adalet duygusunu sorgulatan detayı ise, “rüşvet verdim” diyerek şikayetçi olan müteahhit T.Ç.’nin eyleminden dolayı hiçbir ceza almaması oldu.
Bodrum Belediyesi personellerinden E.Ç. ve K.Ö.’nün de salondan takip ettiği karar duruşması, savunma makamının hukuki itirazları ve adalet sistemine yönelik çarpıcı eleştirileriyle hafızalara kazındı.
Karar duruşmasında söz alan sanıklar, haklarındaki iddiaları kesin bir dille reddetti. İşlemedikleri bir suç yüzünden 6,5 aydır tutuklu bulunduklarını belirten sanıklar, tahliye ve beraat talebinde bulundu.
İbrahim Çırakoğlu, rüşvete konu edilen 403 ada 11 parsel ile uzaktan yakından bir alakası olmadığını belirterek, “Ben sadece 670 ada 2 parselin ruhsat takibini yaptım. O inşaat da zaten bitmiş ve iskan aşamasındadır. İşimin gereği olan, hak ettiğim parayı talep etmenin dışında hiçbir dahlim yoktur,” ifadelerini kullandı.
Niyazi Atare ise mesajlaşmalara ve iddialara konu olan para talebinin rüşvet olmadığını, arsa sahibi H.Ç. ile müteahhit T.Ç. arasındaki uzlaşmayı sağlamasından doğan “emlak danışmanlığı ücreti” olduğunu vurguladı. Atare, şikayetçi T.Ç.’nin ödemeyi sürekli oyaladığı için ısrarla mesaj atmak zorunda kaldığını belirtti.
Duruşmanın seyrini etkileyen en önemli ifadelerden biri tanık S.Ü.’den geldi. Emanette bulunan döviz cinsi paraların kaynağına dair konuşan S.Ü., her iki sanığı da çocukluğundan beri tanıdığını belirterek, “Bulunan paralar içerisinde yer alan yaklaşık 2.000 USD civarındaki tutarı, CHP balosuna bağış yapılması amacıyla ben verdim,” diyerek paranın rüşvet geliri olduğu yönündeki şüpheleri reddeden bir beyanda bulundu.
Sanık avukatlarının savunmaları, davanın hukuki zeminindeki boşlukları tek tek gözler önüne serdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına atıfta bulunan avukatlar, şikayetçi T.Ç.’nin bir “ajan provokatör” gibi hareket ettiğini ve elde edilen teknik takip kararlarının hukuka aykırı olduğunu savundu.
Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 252. maddesinde yer alan rüşvet suçunun ancak “görev nedeniyle” işlenebileceğini hatırlatan savunma makamı, uzman bilirkişi B.B.’nin raporunu mahkemeye sundu:
“İmar planı ve madde 18 uygulamalarında Bodrum Belediyesi, DSİ, Orman gibi pek çok kurumdan onay alınması şarttır. İddia makamının mütalaasına bakarsak, Niyazi Atare’nin tüm bu resmi imar prosedürlerini tek başına aşabilen bir ‘Süper Mario’ olması gerekir. Bu işlemlerin tek bir kişi tarafından gerçekleştirilmesi imkansızdır. Eğer bu dosyada bir rüşvet varsa ve Niyazi’den sonra bu işlemi yapmaya yetkili kurum personelleri dosyada yoksa, ortada rüşvet suçu da yoktur.”
Nitekim savunmada, rüşvet iddiasına konu olan 403 ada 11 parsel sahibi H.Ç.’nin, yolun DSİ parselinden geçmesi nedeniyle Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açtığı geçit hakkı davasından ret aldığı, yani sanıkların iddia edildiği gibi sürece herhangi bir müdahalede bulunamadığı da belgelendi.
Duruşmaya damga vuran anlardan bir diğeri ise avukatların Türkiye’deki adalet sistemini eleştirdiği anlar oldu. Niyazi Atare’nin “Bodrum’un gülen yüzü” olduğunu hatırlatan avukatlar, “Kızılay eski başkanı Kerem Kınık’ın kızı Fatma Kınık, 17 yaşındaki bir çocuğun ölümüne neden olan trafik kazasından sonra bir gün bile cezaevinde yatmadı. Ancak burada, rüşvet verdiğini söyleyen kişi tutuksuz, arsa sahibinin hiçbir şeyden haberi yok; fakat tek bir kişinin çelişkili ifadeleriyle iki insan 6,5 aydır cezaevinde. İnsanlar adaletin vereceği kararlar konusunda endişe yaşıyor,” diyerek isyan etti.
Savcılık ise davanın siyasi bir yönü olduğu iddialarını ve şikayetçiye yönelik “ajan provokatör” ithamlarını reddetti. Şikayetçi müteahhit T.Ç.’nin, sürekli devam eden para talepleri karşısında çaresiz kalarak şikayette bulunduğunu savunan iddia makamı, “Müvekkil 1 milyon TL’ye anlaştıklarını, bunun 150 bin (daha sonra 250 bin olarak düzelttiği) lirasını verdiğini söylüyor. Ortada bir çelişki değil, düzeltme var. Meslektaşlarımız yazılı belge istiyor ancak Türkiye’de rüşvetin yazılı belgesi olmaz. Dosya kamera ve mesaj kayıtlarıyla doludur,” diyerek cezalandırma talep etti.
Tüm savunma ve delillerin ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, şikayetçi T.Ç. hakkında ceza verilmesine yer olmadığına hükmederken; Niyazi Atare ve İbrahim Çırakoğlu’nu 6’şar yıl hapis cezasına çarptırdı. Uygulanan indirimle ceza 5’er yıla düşürüldü.
Kararın açıklanmasının ardından sanık avukatları, hukuki garabet olarak nitelendirdikleri ve rüşvet verenin cezasız kaldığı bu kararı İstinaf Mahkemesi’ne taşıyacaklarını belirtti. Bodrum kamuoyu şimdi, bir üst mahkemenin bu tartışmalı dosya hakkında vereceği kararı bekliyor.
Bodrum ve Muğla’dan son dakika haberleri, yerel gündem, siyaset, ekonomi, turizm ve yaşam içeriklerini tarafsız ve güncel şekilde sunan haber sitesidir.
Yorum Yap