Ayhan Karahan yazısı… Bu komutun karşılığını en iyi de başkan Aras bilse gerek. Kıt’a dur; yürüyüş halindeki ya da yerinde sayan birliği durdurmak için verilen komuttur. Sol ayak yere basarken “kıt”, sağ ayak solun yanına yapıştırılırken de “adur” denir. Ve “hazır ol” pozisyonunda yeni komut beklenir. Emekli asker olan rahmetli babam kaç kez bu komutu…
Ayhan Karahan yazısı…
Bu komutun karşılığını en iyi de başkan Aras bilse gerek. Kıt’a dur; yürüyüş halindeki ya da yerinde sayan birliği durdurmak için verilen komuttur. Sol ayak yere basarken “kıt”, sağ ayak solun yanına yapıştırılırken de “adur” denir. Ve “hazır ol” pozisyonunda yeni komut beklenir. Emekli asker olan rahmetli babam kaç kez bu komutu vermiştir? Peki aynı zamanda emekli asker olan başkan Aras! Şimdilerde Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde komutan ve “Kıt’a dur” ünleyicisi değişmiş gibi. Bazı gerçekten önemsediğim arkadaşlarım, kısa bir süre önce; “Muğla Büyükşehir Belediyesi’ni kim yönetiyor” demişlerdi. O aralar pek odaklanamamıştım mevzuya. Ama az önce şeytan öylesi bir şey soktu ki gözüme; gel de görme! Noktası, virgülüne; “… tüm kulislere rağmen meclisten geçecek” demiş. O kadar emin yani haşmetli. Açıkçası kim kime neyi geçirecek açıkçası pek vakıf da değilim. Ama ortada bir geçirme vakası var. Ve geçirecek olan da anladığım kadarı ile sözün sarf edeni.
Abi Ne Geçiriyorsun Böyle?
Geçirilecek olan kurum, Muğla Büyükşehir Belediyesi İl Genel Meclis’i. Burada, “Sözüm meclisten dışarı” diyemezdim. Hatta tam da içeri demek gerekir. Çünkü o meclis Muğlalıların yerel iradesidir. İl Genel Meclisi’nin gündemine alıp, almadığı dahi belirsizken, kararı oylatıyor ve onaylatıyor yüce güç. AKP’nin 19 Mart darbesinden beriye, “İrade gaspı” çok kullanılır bir deyim oldu. 70 kişilik İl Genel Meclisi’nin iradesinin üzerine kurulu karar mekanizması neyin gaspı ile örtüşür acep? Bu arada başkan Aras’ın esamesi dahi okunmuyor. Tüm kulislere rağmen geçiren arkadaş, onun yerine de karar vermiş. Adeta Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığına kendi kendisini kayyım olarak atamış. Sahibinin sesinden daha doğrusu klavyesinden aldığım beş kelimelik alıntı da aslında yok yok. Acı, aşk, tutku, ihtiras tek kelimede toplanmış. “Geçecek.” “Abi ne geçiriyorsun böyle? Önce gündeme aldır. Sonra da oylat. Değil mi? Sözcüklerin bitiminde bir parmak sallama da var. Parmağın sallandığı tarafa; “Ben muktedirim” denmiş. Sanki: “Tek danışman rejimi.”
Her Şey İnsana Mahsustur.
Adam Konya’dan, Muğla’ya gelirken Dinar yakınlarında koyun sürüsü otlatan çoban görür. Jipini sağa yanaştırır. Çobanla sohbetin koyu yerinde; “Burada kaç koyun olduğunu bilirsem, koyununun bir tanesini bana verir misin” der. Adam cep telefonunu çıkarır. Akıllı zeka, gps, google eart kullanarak; “183 koyun var” der. Çoban: “Sen kazandın. Buyur” der. “Adam: “Jipin arkasına atar hayvanı. Tam gidecekken çoban adama: “Senin adını bilirsem koyunu bana geriye verir misin” der. Kabul eder adam. Çoban: “Senin adın Levent Arkan.” Büyük şaşkınlıkla; “Nereden bildin” der Muğla yolcusu. Çoban: “Bir; sana ait olmayan koyunumu almaya kalktın. İki; zaten bildiğim şeyi bana tekrar ederek gereksizlik yaptın. Üç; arabanın plakasında zaten Levent Arkan yazıyor. Dört; koyunum yerine köpeğimi bagaja koydun.” Olur böylesi yol kazaları. Her şey insana mahsustur.
Asil Olan Ben Ve Ben Gibiler.
Dokuz Eylül Üniversitesi, Eğitim Fakültesi mezunuyum. Aynı okulda master yaptım. Psikoloji özel ilgi alanımdı. Tezimin adı da; “Saldırganlık, şiddet ve spor ilişkisi” idi. Oradan bugüne süzdüklerimden ve bugün güncellediklerimden bir senteze ulaşmam gerekirse; sanki havada baskın bir narsizm kokusu var gibi. Her şeyin merkezinde; ben ben bencilik. “Sen neymişsin be abi?” İl Genel Meclisi, başkan hepsi bu narsizm altında un ufak oldu. Narsizmin etki alanı hayli geniştir. O virüs belediyeye girdiğinde kanalizasyon hattına dahi sirayet eder. Şimdi diyanete; “Oy bile kullanmayan il genel meclisi üyesinin aldığı oturum parası helal midir” desem. Ya da mahallesinin bakkalı acı gerçeği öğrendikten sonra sayın başkana: “Ben Muğla’yı senin yönettiğini sanıyordum. Artık veresiye yok sana” derse. Diyelim ki; sayın başkan ve il genel meclisi üyeleri tüm yetkilerinde Konya-Muğla yolcusunu vekil kıldılar! Mümkün değil. Çünkü kendileri zaten vekil. Asil olan ben ve ben gibiler.
“Anneme Reklamcı Olduğumu Söylemeyin!..”
Narsist kendisi olmazsa dünyanın dönmeyeceğini sanır. Ve hatta kendisiyle konuşurken; “Öleceğime üzülmüyorum. Ama dünya yalnız kalacak” der. Konya-Muğla yolcusunda da benzer bir ruh hali sezinledim. Sanki yeryüzünde sadece kendisi kalsa; Levent ve Arkan olarak ikiye bölünecekmiş gibi duruyor. Sanırım; “… tüm kulislere rağmen geçecek” denen hikâye reklam ile alakalı. Solcular reklamcılık sektörünü ve reklamcıları pek sevmezler. O sektörün yalanın, insanı ve toplumu kirletmenin, doğayı tahrip etmenin hizmetinde olduğuna inanırlar. İşin içerisinde derin bir manipülasyon var. Bilinen reklamcıların önemli bir çoğunluğu dönmüş olan solculardır. Ajitasyonu, propagandayı okulunda öğrendikten ve döndükten sonra öğrendiklerini paraya havale etmeyi de kapitalizmden öğrenirler. Jacques Segula’nın; “Anneme Reklamcı Olduğumu Söylemeyin!.. O Beni Bir Genelevde Piyanist Sanıyor” kitabı üniversite yıllarımın çok okunanlarındandı. Tamam söylemeyiz abi. Ama senin de klavyenin tuşlarından ziyade piyanonunkilere hafiften dokunman gerekmiyor mu?
“Kıt’a dur” denildiğinde durmayacak hayli yüksek bir toplam var Muğla’da. Efeler, bu komuttan bir şey anlamaz ki. Onları hizaya getirmek hiçbir beye, ağaya, imtiyazlıya nasip olmamıştır. Efelerin tarihi, “Kıt’a dur” diyenleri durdurmakla yüklüdür. Efenin yüreğinden geçmeyen kararın hükmü yoktur. O kararın Karabağlar Yaylası’nda da, Sandıras Dağı’nda da, Düğerek’te de, Çaybükü Mahallesi’nde de suya yazılan yazıdan daha çok okunurluğu olmaz. Sonuç olarak; Muğla’da “Kıt’a” durmaz. Efeler narsisti takmaz.
Bodrum ve Muğla’dan son dakika haberleri, yerel gündem, siyaset, ekonomi, turizm ve yaşam içeriklerini tarafsız ve güncel şekilde sunan haber sitesidir.
Yorum Yap