12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yıl dönümünde Bodrum Emek ve Demokrasi Güçleri, Bodrum Belediye Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Türkiye İşçi Partisi (TİP) Bodrum İlçe Başkanı Nermin Güleç’in okuduğu “12 Eylül’ün Gerçek Fotoğrafı” başlıklı açıklamada; darbenin idamlar, işkenceler, gözaltılar ve yasaklarla anılan bilançosunun yanı sıra işçi hareketi, sendikalar ve Türkiye’nin ekonomik düzeni üzerindeki etkilerine dikkat çekildi. Açıklamada, “Bizim için 12 Eylül bir nostalji değildir, bir hesaplaşma meselesidir” denildi.
12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yıl dönümünde Bodrum Emek ve Demokrasi Güçleri, Bodrum Belediye Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Türkiye İşçi Partisi (TİP) Bodrum İlçe Başkanı Nermin Güleç’in okuduğu “12 Eylül’ün Gerçek Fotoğrafı” başlıklı açıklamada; darbenin idamlar, işkenceler, gözaltılar ve yasaklarla anılan bilançosunun yanı sıra işçi hareketi, sendikalar ve Türkiye’nin ekonomik düzeni üzerindeki etkilerine dikkat çekildi. Açıklamada, “Bizim için 12 Eylül bir nostalji değildir, bir hesaplaşma meselesidir” denildi.
12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 46 yıl geçti. Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki en ağır kırılmalardan biri olan 12 Eylül, yıl dönümünde Bodrum Belediye Meydanı’nda protesto edildi. Bodrum Emek ve Demokrasi Güçleri adına basın açıklamasını Türkiye İşçi Partisi (TİP) Bodrum İlçe Başkanı Nermin Güleç okudu.
“12 Eylül’ün Gerçek Fotoğrafı” başlığını taşıyan açıklamada, 1980’li yılların son dönemde özellikle yapay zekâ ile oluşturulan nostaljik fotoğraflarla yeniden gündeme gelmesine dikkat çekildi. Vatkalı ceketler, kabarık saçlar, renkli kıyafetler ve gülümseyen yüzlerle hatırlatılan 1980’lerin arkasında Türkiye’nin çok daha karanlık bir hafızasının bulunduğu vurgulandı.
Açıklamanın başlangıcında son dönemde sosyal medyada da yaygınlaşan 1980’ler nostaljisine dikkat çekilerek, dönemin yalnızca popüler kültür üzerinden hatırlanmasına itiraz edildi.
Nermin Güleç’in okuduğu açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Son günlerde 1980’ler yeniden moda. Yapay zekâ ile üretilmiş fotoğraflarda vatkalı ceketler, kabarık saçlar, renkli kıyafetler, gülümseyen yüzler… Oysa bizim 1980’ler hafızamız başka.”
Bodrum Emek ve Demokrasi Güçleri, 1980’leri “nostaljik bir dekor” olarak değil; işçi sınıfı, devrimci hareket ve örgütlü toplum üzerinde ağır devlet baskısının yaşandığı bir dönem olarak hatırladıklarını ifade etti.
12 Eylül’ün sınıfsal ve ekonomik boyutuna vurguAçıklamada 12 Eylül’ün yalnızca ordunun yönetime el koyduğu bir askeri müdahale olarak değerlendirilmemesi gerektiği savunuldu.
1970’lerin sonlarında işçi sınıfının grevler, direnişler ve sendikal örgütlenmeyle; gençlik ve devrimci hareketlerin ise üniversitelerde, fabrikalarda ve sokaklarda etkili bir toplumsal güç haline geldiği belirtilerek, darbenin bu örgütlü yapıyı hedef aldığı ifade edildi.
Açıklamada, 12 Eylül için şu değerlendirme yapıldı:
“12 Eylül, yükselen sınıf mücadelesini ezmek, işçi sınıfının örgütlü gücünü tasfiye etmek ve 24 Ocak kararlarıyla hedeflenen neoliberal dönüşümün önünü açmak için gerçekleştirilen faşist bir darbeydi.”
Basın açıklamasında 12 Eylül döneminin ağır bilançosuna ilişkin rakamlar da paylaşıldı.
Bodrum Emek ve Demokrasi Güçleri’nin açıklamasında 650 bin kişinin gözaltına alındığı, 171 kişinin işkence sonucu yaşamını yitirdiği, 16 kişinin “kaçarken vurulduğu”, 95 kişinin ise “çatışmada öldüğü” kaydedildi.
Açıklamada ayrıca 517 kişi hakkında idam cezası verildiği, 50 kişinin idam edildiği, 30 bin kişinin işinden çıkarıldığı ve 14 bin kişinin vatandaşlıktan çıkarıldığı belirtildi.
Siyasi partilerin kapatıldığı, sendikaların dağıtıldığı ve grevlerin susturulduğu hatırlatılırken; üniversitelerin yeniden yapılandırıldığı, kitapların, gazetelerin ve filmlerin yasaklandığı ifade edildi.
Bodrum Emek ve Demokrasi Güçleri’ne göre bütün bu uygulamaların hedefi yalnızca dönemin muhaliflerini cezalandırmak değil, örgütlü toplumu dağıtmak ve sınıf mücadelesinin siyasal gücünü kırmaktı.
Açıklamanın en çarpıcı bölümlerinden biri ise 12 Eylül döneminin simge isimlerinden Erdal Eren üzerinden kuruldu.
Mamak Cezaevi’nde idamından önce çekilen fotoğrafı hatırlatılan Eren için, “Bizim hafızamızda bunun fotoğrafları var” denildi.
Açıklamada o kare şöyle anlatıldı:
“Mamak Cezaevi’nde, tek kişilik hücresinde ranzanın kenarında oturan 17 yaşındaki Erdal Eren’in fotoğrafı… Üzerinde arkadaşından ödünç aldığı yakası kürklü kabanı. Elleri dizlerinde. Arkasında kirli bir lavabo, bir bidon, bir kova… Ve o bakış.”
Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan işkence ve insanlık dışı uygulamalara karşı gösterilen direnişin de toplumsal hafızanın parçası olduğu belirtilirken Mamak, Metris, Sağmalcılar, Ulucanlar ve Bayrampaşa cezaevleri de açıklamada anıldı.
Bodrum Belediye Meydanı’ndaki açıklamada 12 Eylül’ün ekonomi politiğine ilişkin değerlendirmeler de geniş yer tuttu.
Darbenin arkasında yalnızca askeri komuta kademesinin bulunmadığı savunularak sermaye çevreleri ve ABD’nin bölgesel çıkarlarına işaret edildi.
24 Ocak kararlarıyla hazırlanan neoliberal ekonomik programın, darbe sonrasında oluşan siyasal ortamda uygulamaya geçirildiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Örgütlü emek susturuldu; grev hakkı budandı, ücretler baskılandı, sendikal hareket geriletildi. Sermayenin hareket alanı genişletilirken işçi sınıfının örgütlü gücü kırıldı.”
Bu nedenle 12 Eylül’ü yalnızca geçmişte kalmış bir askeri darbe olarak değerlendirmenin dönemin siyasal ve ekonomik sonuçlarını anlamak açısından yetersiz kalacağı savunuldu.
Bodrum Emek ve Demokrasi Güçleri, darbe döneminde kurulan siyasal ve hukuki düzenin etkilerinin bugün de tartışılmaya devam ettiğini belirtti.
Örgütlenme ve grev hakkı ile düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki engellere dikkat çekilen açıklamada, “Darbeciler kışlalarına döndü diye 12 Eylül sona ermiş olmadı” denildi.
12 Eylül’le gerçek anlamda hesaplaşmanın yalnızca darbeyi gerçekleştiren askerleri lanetlemekten ibaret olmadığı savunularak, dönemin devlet anlayışı, ekonomik düzeni ve dış politika tercihleriyle de hesaplaşılması gerektiği ifade edildi.
Açıklamanın sonunda başlangıçtaki “1980’ler nostaljisi” vurgusuna yeniden dönüldü.
Yapay zekâ ile oluşturulan gülümseyen 1980’ler fotoğraflarının karşısına dönemin cezaevleri, idamları, işkenceleri ve yasakları konuldu.
“Bugün 1980’leri yalnızca vatkalarla, kabarık saçlarla, kasetlerle ve yapay zekânın ürettiği gülümseyen fotoğraflarla hatırlatabilirler. Biz ise o fotoğrafların kadrajından çıkarılanları hatırlıyoruz: İşkenceyi, idamları, cezaevlerini… Kapatılan partileri, dağıtılan sendikaları, yasaklanan grevleri…”
Açıklamada bütün bunlara karşı mücadele eden işçiler, gençler, devrimciler ve örgütlü toplum da anılarak, “Çünkü bizim için 12 Eylül bir nostalji değildir. Bir hesaplaşma meselesidir” denildi.
Bodrum Belediye Meydanı’ndaki basın açıklaması, art arda sıralanan demokrasi, özgürlük, örgütlü emek ve bağımsızlık mesajlarıyla tamamlandı.
Bodrum Emek ve Demokrasi Güçleri açıklamasında;
“12 Eylül Anayasası kaldırılmadan demokrasi olmaz! Darbe yasaları tasfiye edilmeden özgürlük olmaz! Örgütlü emek özgürleşmeden demokrasi olmaz! Emperyalizme bağımlılık kırılmadan gerçek bağımsızlık olmaz! 12 Eylül’ü yargılamadan demokrasi olmaz!”
ifadelerine yer verildi.
Böylece 12 Eylül darbesinin 46. yıl dönümünde Bodrum Belediye Meydanı, Türkiye’nin yakın tarihindeki en ağır dönemlerden birinin hatırlatıldığı ve darbenin siyasal, ekonomik ve toplumsal mirasıyla hesaplaşma çağrısının yapıldığı buluşmaya sahne oldu.
Bodrum ve Muğla’dan son dakika haberleri, yerel gündem, siyaset, ekonomi, turizm ve yaşam içeriklerini tarafsız ve güncel şekilde sunan haber sitesidir.
Yorum Yap